Sayfalar

Unutmayin-Don't Forget

Yemek Resimlerini daha canli ve net izlemek isterseniz tam uzerlerine tiklayin. ( Please click on the pictures to see the bigger)
Tariflere yorum yapabilirsiniz, sizde tarif gonderebilirsiniz: semcayhan@gmail.com
Isminizle yayinlayabilirim ( You can make comments to recipes): semcayhan@gmail.com
Daha Onceki Kayitlar icin en sag taraftaki kategorilere bakmayi unutmayin ( Please see the categories ( at right side) to see the previous recipes
Uye ol kisminda sag alt ta ..uye olursaniz..guncellemeler size otomatik gelir ( If you will be member , all uptades will come automatically to you ( see the follow part: right side)

30 Ağustos 2013 Cuma

Un Tarhanası

Un Tarhanası
Evet, kış hazırlıkları başladı... 
Malzemeler: 1 kilo yoğurt, Aldığı kadar un ( ele yapışmayacak kıvama gelene kadar) , 3 kilo olgun domates,2 kilo kuru soğan, 2 kilo kırmızıbiber ( uzun salçalık olanlardan), 1 su bardağı zeytinyağı, 1 kilo haşlanmış nohut, 2 yemek kaşığı tuz ve karabiber, 1 çay bardağı toz kırmızıbiber, 1 tatlı kaşığı instant veya maya 

Tarif: Önce kırmızıbiberi ve domatesleri ayıklayalım ve yikayalim. Biberleri orta kalınlıkta doğrayalım. Domatesleri de ikiye bölelim. Nohudu, irice doğranmış soğanları, domatesleri ve biberi geniş bir tencereye koyalım. Üzerine iki yemek kaşığı tuz ve yarım cay bardağı su koyarak kısık ateşte iki saat kadar pişirelim. Karışımımız piştikten sonra karimi blenderden geçirelim blender yoksa salça gibi kevgirden geçirebiliriz. Mayamızı 1 tatlı kaşığı toz seker ve bir bardak su ile karıştıralım ve 15 dakika mayalandıralım. Daha sonra karışıma zeytinyağı, tuz, karabiber, maya ve naneyi ekleyelim. 

Aldığı kadar un ile ele yapışmayacak bir kıvama ( kulak memesi yumuşaklığında) gelene kadar yoğuralım. Üzerini temiz bir bez ile örtelim. Karışımı ilik bir yerde bir gece bekletelim. Ertesi gün biraz kabaracaktır. Hamuru her günün akşamında biraz yoğurarak 4-5 gün mayalandıralım. 

5. günün sonunda tarhanayı güneş gören bir yere serdiğimiz büyük ve temiz bir bez veya üzerine kaşık ile parça parça dökelim ve üzerine sinek konmaması için tul veya ince yazma ile örtelim. 4-5 saat sonra tarhanamızı çevirelim ki iki tarafı da iyice kurusun. Tarhanayı rutubetlenmemesi için akşamlan içeri alalım. Ertesi gün sabah yine güneşe çıkaralım. Tarhanamız iyice kuruyunca elde kolayca parçalanarak küçük taneler halinde ufalanacaktır. Bu duruma gelen tarhanayı önce kevgirden geçirelim. Daha sonra da mutfak robotunda çekelim. Artık toz haline gelen tarhanayı geniş bir tepsiye yayalım. Bu şekilde tamamen kuruması için ara sıra karıştırarak iki gün daha gölgede, güneş almayan bir yerde kurutalım. Kuruyan tarhanayı cam kavanozda saklayalım.

28 Ağustos 2013 Çarşamba

Ayçekirdeğinin Faydaları

Ayçiçeğinin besin değerlerini bir araya toplayabilen pek az besin vardır. İnsan bir dağ başında yaşasa ve tek besin maddesi seçmek zorunda kalsa, duraksamadan ayçiçeğini seçmelidir. Bu minnacık çekirdeklerde C vitamini dışında bütün öbür vitaminler bulunur. Ayçiçeği çimlendirildiğinde bu vitamin bu vitaminler mevcut olur. Ayçiçeğinin yağı kolay sindirilir. Bileşiminde bedende yağların ekşimesini önleyen E vitamini vardır. Bütün gün yüzünü güneşe veren bu çiçeğin tohumlarında ayrıca pek az bitkide rastlanan D vitamini de bulunur. 

Bilindiği gibi D vitamini bedenin kalsiyumu ve fosforu daha iyi kullanmasını sağlar. Ayçiçeği A, K ve B vitaminlerinden yana da üstündür. İçinde kansızlığı önleyen ve besinlerde ender bulunan folik asit, nikotinik asit ve pantotenik asit bile vardır. 

Ayçiçeğinin üstünlüğü protein yönündendir. Bedenin ihtiyaç duyduğu 8 aninoasit dengeli bir şekilde bu bitkide bulunur. Fırsat buldukça ayçiçeği yemelidir. Çimlendirilen ayçiçeği daha yumuşak olur; hem sindirimi kolaylaşır, hem de biyolojik değerleri artar. Soyulmuş ayçiçeği çekirdeği yemeklere ve ekmeğe katılırsa hem nefis hem de besleyici olur. 

Ayçiçeği damar sertliği ve kolesterol düşürücüdür. Cinsel arzuyu arttırır. Kuru yemişler içerisinde yağı ve proteini en yüksek kalitede olanı ayçiçeğidir. Bedenen ve zihnen çalışanlara, zayıf kalmış çocuklara, iyileşme devrinde olanlara çok fayda verir. 

Et yiyemeyenlerin protein ihtiyacını karşılar. Proteini et ayarındadır. Ayçiçek yağı özellikle soya fasulyesi ile hazırlanmış salatada mükemmel olur. Bunun dışında her türlü salataya katılabilir. Çünkü ihtiva ettiği E vitamini damar kireçlenmesini önleyerek bağışıklık sistemini korur. Aynı zamanda bu sihirli yağ hafızanın uzun yıllar canlı kalmasını sağlar.

Alinti

27 Ağustos 2013 Salı

"Çayı fazla sıcak içmeyin."

Times gazetesindeki haberde bilim adamlarının yeni bir uyarısına yer veriliyor: "Çayı fazla sıcak içmeyin."
"Taze demlenmiş çaydan ilk yudumunuzu almak için yanıp tutuşuyor olabilirsiniz. Ancak sadece 5 dakika sabretmek hayatınızı kurtarabilir. Araştırmacılar içecekleri aşırı sıcak içme alışkanlığının özefagus yani yemek borusu kanseri ile bağlantılı olabileceğini ortaya koydu."

"Buna göre çayı 70 dereceden sıcak içmek, bu hastalığa yakalanma riskini 8 kat arttırabiliyor."

"Yemek borusu kanserine Avrupa ve Amerika'da genelde sigara ve alkol tüketimi neden oluyor. Ancak tıp dergisi British Medical Journal'da yayımlanan araştırma, içki ve sigara tüketiminin çok düşük olduğu İran’ın kuzeyinde de, bu hastalığın çok sık görüldüğünü ortaya koyuyor. Bu bölgedeki insanların çayı çok sıcak içtikleri saptanmış."

25 Ağustos 2013 Pazar

Pratik Kazandibi


Türk mutfağının en güzel ve yaratıcı tatlılarından biri. Normalde tavukgöğsüyle yapılan bir tatlı. Ama biz tavukgöğüssüz yaptığımız için aslında adi: Muhallebi Kazandibi. Yurtdışından gelen arkadaşlarımda bayılıyorlar. Özetle Vanilya, Sut ve Yanık aromanın muhteşem 3 lü birliği olan bir tatlı. Yanında bir de kahve ile doyumsuz bir an yakalayabilirsiniz. 


Malzemeler: 1 kilo süt, 2 çay bardağı toz şeker, 2 çorba kaşığı un, 3 yemek kaşığı mısır nişastası, 1paket vanilya, Üzeri için tarçın

Karamelin Hazırlanışı: Fırın tepsimizi 2 yemek kaşığı tereyağı ile yağlayalım ve 1 cay bardağı şekeri tepsiye yayalim. Kısık ateşte seker karamelize olana dek tepsimizi ocakta çevirerek kızartalım. Daha sonra ocaktan alalım ve ıslak bir havlunun üzerinde soğumasını bekleyelim.

Muhallebinin yapılışı: Sütümüzü derin bir tencereye alalım. Şekeri ve ayrı bir kapta soğuk su ile erittiğimiz unu ve nişastayı çırpma teli ile karıştırarak süte ilave edelim. Muhallebimiz kıvama gelinceye kadar karıştırılarak kaynatalım. Ocaktan almadan hemen önce vanilyayı ilave edelim. Soğumuş olan karamelin üzerine dökelim ve kaşık yardımıyla yayarak soğumaya bırakalim. Soğuyan kazandibi dilimleyelim ve kızarmış olan alt kısım üstüne gelecek şekilde tabaklara konulur. Üzerine tarçın serperek servis yapalım.


22 Ağustos 2013 Perşembe

Sevgi Sınavı

Bir gün, ermişlerden birine sormuşlar:
“Sevginin sözünü edenler ile sevgiyi gerçekten yaşayanlar arasında ne fark vardır?”
“Bakın, göstereyim” demiş ermiş.
Bir sofra hazırlamış. Sevgiyi dilinden düşürmeyen, ama dilden gönüle de indirmeyen kişileri çağırmış bu sofraya.
Hepsi yerlerine oturmuşlar.
Derken, tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş ve arkasından da ‘derviş kaşığı’ denilen bir metre boyunda kaşıklar.
Ermiş:
“Bu kaşıkların sapının ucundan tutup öyle yiyeceksiniz” diye bir şart da koşmuş. “Öyle kaşığın çukur kısmına yakın yerden tutmak yok.”
“Peki” demişler ve çorbayı içmeye girişmişler.
Fakat o da ne?
Kaşıklar uzun geldiğinden, sofradaki hiç kimse bir türlü döküp saçmadan götüremiyormuş çorbayı ağzına. En sonunda, bakmışlar bu iş olmuyor, vazgeçmişler çorbadan. Öylece, aç aç kalkmışlar sofradan.
Onlar sofradan kalktıktan sonra, ermiş:
“Şimdi de sevgiyi gerçekten bilip yaşayanları çağıralım yemeğe” demiş.
Yüzleri aydınlık, gözleri sevgiyle gülümseyen ışıklı insanlar gelmiş oturmuş sofraya. Ermiş:
“Buyrun bakalım” deyince de, her biri uzun boylu kaşığını çorbaya daldırıp karşısındaki ihvanına uzatıp içmişler çorbalarını. Böylece her biri diğerini doyurmuş ve kendisi de doymuş olarak şükür içinde kalkmış sofradan.
“İşte” demiş ermiş. “Kim ki hayat sofrasında yalnız kendini görür ve doymayı düşünürse, o aç kalacaktır. Ve kim ki, kardeşini düşünür de doyurursa, o da kardeşi tarafından doyurulacaktır şüphesiz. Şunu da unutmayın ki, hayat pazarında alan değil, veren kazançlıdır her zaman.

21 Ağustos 2013 Çarşamba

Vişne Suyu

Yaz aylarında vazgeçilmez içeceklerimizden. Ben sade maden suyu içine karıştırıyorum doğal meyveli maden suyu oluyor. Denemenizi öneririm.

Malzemeler
1 kilo vişne, 2 litre su, yarım limon suyu, 1 su bardağı şeker ( damağınızın tadına göre arttırabilirsiniz) 
Yapılışı: Vişneyi yıkayalım ve geniş ve derin bir tencereye alın. Tencereye vişnelerin üzerlerini geçecek kadar su ekleyelim. Toz şekeri de ilave edip orta hararetli ateşte kaynatalım. Vişne suyumuz kaynamaya başlayınca suyun renginin daha kırmızı olması için yarım limon suyunu ekleyelim. Kaynama işlemini vişneler çatlamaya başlayana kadar sürdürelim. Soğuduktan sonra servis yapalım.

20 Ağustos 2013 Salı

Ev Yapımı Yoğurt

Malzemeler: 1 litre süt, 2 yemek kaşığı yoğurt
Tarif: Sütümüz pastörize değilse geniş bir tencerede kaynatalım ve ılınmaya bırakın. Pastörize süt ise ısıtmamız yeterli. Sütümüz parmak dayanacak sıcaklığa geldiğinde sütten 1 kepçe alarak yoğurt ile iyice karıştıralım ve karışımı tenceredeki süte yavaş yavaş ekleyelim ve karıştıralım. Daha sonra tencerenin kapağını kapatalım ve her tarafını örtecek şekilde kalın bir örtü ile iyice saralım. Sıcak bir yerde 8 saat bekletelim. Daha sonra yoğurdumuzu tencerede yine kapağı kapalı şekilde 24 saat buzdolabında bekletelim. Afiyet olsun.

19 Ağustos 2013 Pazartesi

Dondurulmuş Limon Mucizesi

Bunların tamamı donmuş limondadır.
Restoranlardaki çoğu bilinçli tüketiciler limonun tamamını kullanır veya tüketirler, hiç bir kısmını ziyan etmezler.
Ziyan etmeden limonun tamamını nasıl kullanırsınız?
Basit... Limonu (yıkayıp) buz dolabınızın buzluk bölümüne koyuyorsunuz. Donduktan sonra mutfak rendesini alıp limonun tamamını rendeleyebilirsiniz. Soymanız falan gerekmiyor. Rendelenmişini yemeklerinizin üzerine serpebilir, sebze salatasına, dondurmaya, çorbaya, makarnaya, makarna sosuna, suşiye, balık porsiyonlarına katabilirsiniz.
Yemeklerin tamamı, daha önce hiç tatmadığınız mükemmel bir lezzet kazanacaktır.
Büyük olasılıkla, limon denince sadece limon suyu ve vitamin C aklınıza gelir. Sadece bu kadar olduğunu düşünürsünüz. Artık limonun gizemlerini öğrenince onu kupada içeceğiniz hazır çorbalarınıza bile katabileceksiniz.

Limonun tamamını kullanmanın, bir kısmını ziyan etmeyip yemeklerinize yeni bir lezzet katması dışında asıl avantajı nedir?

Rendelenmiş limonunuz, limonun sadece suyunda bulunandan 5 veya 10 kat daha fazla vitamin içerir. Ve evet, şimdiye kadar bunu kaybediyordunuz. Ama bundan sonra, tüm limonu dondurmak gibi basit bir işlem sonrasında, onu rendeleyip yemeklerinizin üzerine serperek tüm besleyici özelliklerini kullanıyor olacak, yani daha sağlıklı besleniyor olacaksınız. Ayrıca rendelenmiş limonun dinçleştirici ve vücuttaki toksinleri giderici etkisinden yararlanacaksınız.

İşte bunun için limonunuzu buzluğa koyun, donsun ve her gün yemeklerinizin üzerine rendeleyin. Böylece, yiyecek ve içeceklerinizi daha leziz hale getirip daha sağlıklı ve uzun yaşamın anahtarını kullanıyor olun! İşte limonun gizemi budur! Geç bile olsa başlayın, HİÇ olmamasından İYİDİR! Limonun sürpriz yararlarından faydalanın!

Limon (Citrus) kanser hücrelerini öldüren mucizevi bir üründür. Kemoterapiden çok daha tesirlidir. Bunu nereden mi biliyoruz? Çünkü kendilerine yüksek kârlar sağlayacağını bildikleri için limon özütünün sentetik versiyonlarını üretmeye uğraşan laboratuvarlar var.

İhtiyaç duyacağını düşündüğünüz dostlarınıza, limonun hastalık önleyici etkisi olduğunu duyurarak yardımcı olabilirsiniz. Tadı hoştur ve kemo-terapinin korkunç etkilerini göstermez. Kemo-terapi ilaçları üretiminden fayda sağlayan multi-milyoner büyük şirketlerin çıkarlarını riske atmamak adına bu gizemin özenle saklı tutulduğu sürece ne kadar insanın öleceği bilinmez.

Bilindiği üzere, iki çeşit limon ağacı vardır. Limon ve misket limonu. (konu olan limondur, diğeri değil). Limon meyvesini farklı şekillerde tüketebilirsiniz. Pulpa'sı yenebilir. Sıkılarak suyu çıkarılabilir. Limonlu içecekler yapılabilir, dondurma vs.. Limonun birçok vasfı sayılabilir ama en ilginci URLAR, YUMRULAR, KİSTLER, TÜMÖRLER üzerindeki etkisidir.

Bu bitkinin her tür kansere iyileştirici etkisi kanıtlanmıştır. Bazıları onun her tür kanserin tedavisinde faydalı olduğunu söyler. Ayrıca geniş spektrumlu anti-bakteriyel olarak iltihaplara / enfeksiyonlara ve mantara karşı kullanılır. Dahili parazit ve bağırsak kurtlarına karşı etkindir. Çok yüksek tansiyona karşı kan basıncını düzene sokar. Anti-depresandır. Strese ve asabi bozukluklara karşı iyi gelir.

Bu bilginin kaynağı ise çok etkileyicidir: Dünyanın en büyük ilaç üreticisi firmalarından biridir. Bu firmanın beyanına göre 1970'den beri 20'nin üzerinde yapılan laboratuvar testlerinde limon ekstrelerinin uygulanmasıyla; içlerinde kolon / kalın bağırsak, meme, prostat, akciğer ve pankreas da olmak üzere 12 kanser tipinde başarılı sonuçlar alınmıştır.

Limon ağacından elde edilen bileşiklerin, bütün dünyada kemo-terapide kullanılan Adiamycin ürününden 10 000 kat daha iyi olduğu saptanmış, kanser hücrelerinin gelişmesini yavaşlattığı gözlemlenmiştir. Daha da şaşırtıcı gözlem şudur ki: Limon özü kötü huylu kanser hücrelerini tahrip ederken sağlıklı hücrelere hiç zarar vermemektedir.
Kaynak: Alinti
Not: Buradaki bilgiler tibbi tedavi bilgileri degildir. 

16 Ağustos 2013 Cuma

Hayat Budur

Kendimi her zaman mutlu hissederim.

Neden biliyor musunuz?
Çünkü kimseden bir şey ummam.
…Beklentiler daima yaralar.

Hayat kısadır. Öyleyse hayatınızı sevin.
Mutlu olun ve gülümsemeye devam edin.
Sadece kendiniz için yaşayın ve,
- Konuşmadan önce dinleyin,
- Yazmadan önce düşünün,
- Harcamadan önce kazanın,
- Dua etmeden önce bağışlayın,
- İncitmeden önce hissedin,
- Nefret etmeden önce sevin,
- Vazgeçmeden önce çabalayın,
- Ölmeden önce yaşayın.
Hayat budur.
Onu hissedin,
onu yaşayın ve ondan hoşnut olun.
Testinin içinde ne varsa dışına da o sızar
( Yazar: William Shakespeare) 

15 Ağustos 2013 Perşembe

Tavuklu Börek-Tavuk Paçası Böreği



Tarifi Gazetenin verdiği küçük yemek tarifi kitapçığından aldım. Tarif Emine Beder hanım a ait. İlk basta tadı nasıl olur konusunda şüphelerim vardı ama sonuç: Mükemmel. Hem yemek hem börek.
Malzemeler
3 Adet Yufka, 1 Adet Tavuk Göğsü, 1 Çay Bardağı Sıvı Yağ, 2 Su bardağı Tavuk Suyu, Tuz

Sos Malzemeleri: 2 Adet Yumurta, 2 Yemek Kaşığı Un, 3 Yemek Kaşığı Yoğurt, 2 Yemek Kaşığı Sirke, 3-4 Diş Sarımsak, 1 Yemek Kaşığı Tereyağı, 3 Su bardağı Tavuk Suyu, 1 Miktar Tuz
1 Miktar Karabiber
Tarifin Hazırlanışı
Tavuk göğsünü 5,5 su bardağı sıcak su ilavesi ile haşlayalım, Haşlanmış tavukgöğsünü kemiklerinden ayırıp küçük doğrayarak tuz ve karabiber ekleyip karıştıralım. Tavuk suyunu tel süzgeçten geçirip bekletelim. Bir yufkayı serip üzerine fırça yardımı ile sıvı yağ sürelim. Yufkayı artı (+) şeklinde keserek 4 eşit üçgen parça elde edelim. Yufkaların geniş kenarlarına tavuklu harcı koyup rulo yaparak saralım. Ruloların bir ucu sabit kalacak şekilde kendi etrafında döndürerek yuvarlak bir şekil verip margarinle yağlanmış tepsiye dizelim. Diğer yufkaları da aynı şekilde hazırlayıp önceden ısıtılmış 220° ısılı fırında, böreklerin altı üstü pembeleşene dek pişirelim. Bu arada sosunu hazırlayalım. Tencereye unu, yoğurdu, dövülmüş sarımsakları ve tavuk suyunu ekleyip çırpma teli ile karıştıralım. Ağır ateşte ve sürekli karıştırarak sos koyulaşana dek pişirelim. Tuzu ekleyip sosu ateşten alalım. Börekleri fırından aldıktan sonra 2 su bardağı soğuk tavuk suyunu üzerlerine gezdirelim. Börekleri 5 dk. daha pişirelim. Soğuyan sosa sirke ilave edip karıştıralım. Börekleri fırından alıp sosu üzerlerine dökelim. Tereyağını eritip kırmızıbiber ekleyerek böreklerin üzerine gezdirelim

13 Ağustos 2013 Salı

Ev Baklavası


Hamur İçin: 1 su bardağı sıvı yağ, 1 su bardağı yoğurt, 3 yumurta, 1 paket Vanilya, 1 paket kabartma tozu, 1 kahve kaşığı tuz, Aldığı kadar un
İçine
500-750 gr dövülmüş ceviz veya fındık
Üzerine
2 paket margarin ( 500 gr. ) - ya da tereyağı
Şerbet İçin
1,5 kg. şeker 
Su ( Şekeri tencereye koyun ve üzerine 2 parmak geçecek kadar da su koyun kaynatın )
Yapılışı Tüm malzemeler ile hamur yoğuralım. Hamurumuz kulak memesi kıvamında olacak. Daha sonra hamurumuzdan cevizden çok az büyük minik bezeler yapalım, yaklaşık 50-60 adet beze olacaktır. Her bezeyi yemek tabağı büyüklüğünde nişasta serperek açalım. 1 beze açıp, üzerine nişasta serpelim ve yufkayı nişastaya bulalım ve bu yufkayı bir yere ayıralim.2. bezeyi de açalım ve ilk açtığınız bezenin üzerine koyun ve yine nişasta serpin, nişastaya bulayalım. Ayni şekilde 10 adet beze yapalım hepsi üst üste olacak. 10 adet bezeyi tezgâha alalım ve hepsini birden önce merdane ile büyütelim. Sonra oklavayı alıp yufka acar gibi inceltelim ve büyütelim. Yufkayı çok az yağla yağladığımız fırın tepsimize serelim, sarkan yerlerini bıçakla keselim ve kırpıntıları da içine alıp serpebiliriz. İlk kat yufkaya ceviz serpelim. Bu işlemi diğer 60 beze bitene kadar 10 ar adet şeklinde açıp tekrarlayalim. Her 10 adet yufkada ceviz serpelim. Son yufkayı da açalım ve tepsiye serelim ve yanlarını kesip düzeltelim. Baklavayı istediğimiz şekilde dilimleyelim. Margarin ya da tereyağını eritelim ve kaşıkla üzerine dökelim.170 derece fırında altı üstü çıtır olana dek pişirelim. İçi hamur kalmasın diye kürdanla kontrol edelim. Baklavamız piştikten sonra soğutalım ve sıcak şerbet dökelim.