Sayfalar

Unutmayin-Don't Forget

Yemek Resimlerini daha canli ve net izlemek isterseniz tam uzerlerine tiklayin. ( Please click on the pictures to see the bigger)
Tariflere yorum yapabilirsiniz, sizde tarif gonderebilirsiniz: semcayhan@gmail.com
Isminizle yayinlayabilirim ( You can make comments to recipes): semcayhan@gmail.com
Daha Onceki Kayitlar icin en sag taraftaki kategorilere bakmayi unutmayin ( Please see the categories ( at right side) to see the previous recipes
Uye ol kisminda sag alt ta ..uye olursaniz..guncellemeler size otomatik gelir ( If you will be member , all uptades will come automatically to you ( see the follow part: right side)

29 Eylül 2012 Cumartesi

Pekmez Var Problem Yok

Zamanimizda katkisiz yiyecekler o kadar azaldiki, bunlari bilmek ve bulmakta bir o kadar zorlasti.Iste bunlardan bir taneside pekmez; Sekerin zararli oldugu anlasilinca pekmezin degeri bir kat daha artti. Sabahlari yenen 2 kasik pekmez, gunluk kalsiyum, dmeir, potasyum ve magnezyum ihtiyacimizin buyuk bir kismini karsilar. Iste diger faydalarindan bazilari; 

Uzum Pekmezi

  • Enerji verir, istah acar
  • Vucuttaki kani arttirir
  • Damar sertligine iyi gelir
  • Kan dolasimini rahatlatir
  • Hamilelikte ve bebek gelisiminde cok faydalidir
Dut Pekmezi
  • Ulser hastaligina iyi gelir
  • Astim ve Bronsite cok faydalidir
  • Soguga karsi direnci arttirir
  • Sporcularin enerji deposudur
  • Bebek gelisimine yardimcidir
  • Zeka gelisimine yardimci olur
Keciboynuzu Pekmezi
  • Kansizliga birebirdir
  • Bagirsaklari Calistirir
  • Kolesterolu dusurur ve tansiyonu dengeler
  • Vucudu guclendirip dinamiklestirir
  • Astim ve bronsitte faydalidir
Kaynak: Turkiye Takvimi 

26 Eylül 2012 Çarşamba

Dogal Yontemlerle Sogutma

Eskiden hersey ne kadarda dogal ve saglikli imis. Bu bir arkadasimin ege tatilinde cektigi fotograf. Icecekleri buz gibi kaynak suda sogutuyorlar. Hala boyle yerlere rastlamak insani daha fazla etkiliyor. Malum hersey otomatiklesti, makinalasti kisacasi teknolojiden nasibini aldi.

25 Eylül 2012 Salı

Kadayıflı Sarma Baklava

Tarifi Oktay ustadan aldım. Hem cok goze hem mideye hitap eden hemde hazırlaması kolay bir tatli. 

Malzemeler: 1 paket hazır baklavalık yufka, 300 gr cig kadayıf, dovulmus ceviz yoksa dovulmus findikta cok guzel oluyor

Uzeri için Malzemeler : 125 gr eritilmiş tereyağı, 1 çay bardağı sıvı yağ.
Serbet için: 5 su bardagi toz şeker, 5 su bardağı su, yarim limon suyu, 1 paket vanilya

Derin bir tencereye 5 su bardağı su ve 5 su bardagi toz şekeri koyalim ve kaynatalim, kaynamaya başlayınca limonumuzu ilave edelim ve yarım saat kadar kaynatalım. En son vanilyayi ilave edelim ve serbeti ocaktan alarak soğumaya bırakalım.
Kadayıfımızı iyice didikleyelim. İki tane yufkayı üst üste koyalım ve yufkamızın uzerine goz karari kadayıf yerleştirelim, ve kadayıfın üzerine ceviz serpelim daha sonra yufkalarımızın yırtılmamasına dikkat ederek ne cok sıkı nede gevsek olacak sekilde saralım. Sonrasında iki parmak eninde keselim ( resimdeki gibi) ve hafifce yagladigimiz tepsimize dilimleri yerleştirelim. 
Tatlımızın sarma işlemi bitince erittigimiz teryagi sivi yag karisimimizi tatlılarımızın üzerine paylaştıralim.180C firinda altı üstü kızarana kadar pişirelim. Fırından çıkarttığımız tatlımızi soguyana kadar bekletelim daha sonra uzerine oda sıcaklığında olan şerbetimizi aşama aşama tatlımıza dökelim. ( Tatli soguk, serbet ilik olacak)

23 Eylül 2012 Pazar

Tavuk Sote

Malzemeler: 500 gr kuşbaşı dogranmis tavuk eti, 2 orta boy kuru soğan, 1 adet domates, 2-3 dis sarımsak, 3 ince yesil biber,2 çorba kaşığı sıvıyağ, tuz, damak tadina gore baharat ( ben kuur tarhun koydum super oldu), sicak su
Yapilis: Oncelikle soğanlarimizi ve sarimsagi incecik dograyalim.Yesil biberlerimizide dograyalim. Tavamiza sivi yagimizi koyalim soğan, sarımsak, tavuk, dogranmis domates ve sivribiberi ekleyerek 10 dakika kadar kavuralim. Tuz ve istedigimiz baharatlari ekleyelim. Sıcak suyumuzu ekleyip kapağı kapatalim ve tavuk etleri yumşayıncaya kadar pişirelim. Sıcak olarak servis yapalim.

21 Eylül 2012 Cuma

Maydanoz Adeta Sağlık Deposu


Ülkemizde her mevsim bulabileceğimiz maydanozun faydaları saymakla bitmiyor

Maydanozun daha birçok faydasının bulunduğunu söyleyen Diyetisyen ve NLP Uzmanı Serkan Tutar, maydanoz ve suyunun sağlığımız için nelere iyi geldiğini anlattı:

1) Antioksidan özelliği olan maydanoz, vücuda zarar veren serbest radikalleri vücuttan atarak yaşlanmaya karşı etkilidir. Ayrıca bağışıklık sistemi güçlendiricidir.

2) Maydanoz içerisinde bulunan A vitamini ile göz sağlığı içinde önemli bir besin kaynağıdır.

3) Maydanoz suyu içerisinde bulunan yüksek kloroil ile kanı artırarak oksijenin metabolize edilmesini sağlıyor. Ayrıca böbrek, karaciğer ve idrar yollarının temizlenmesine yarıyor.

4) Mide ve bağırsak problemi olan bireylerin maydanoz suyu içmesi ile sindirim sistemi rahatsızlıklarının azaldığı bir gerçektir. Ayrıca şişkinlik için de belirli sıklıklarda içilebilir.

5) Özellikle ödem sıkıntısı olan bireylerin vücutlarındaki fazla suyun atılması için maydanoz suyu kesin çözüm olmakla birlikte sürekli olarak içilmesi önerilmez. Çünkü belirli bir düzeyde içilen maydanoz suyu vücudunuzda ödem olmadığında, vücudunuzun ihtiyacı olan suyun da atılmasına neden olur.

6) Folik asit içeriği yüksek olan maydanoz, sinir sisteminin daha düzenli çalışmasında da önemli bir göreve sahiptir. 

7) Maydanoz yüksek derecede C vitamini içerdiğinden hastalıklara karşı bağışıklık sistemini kuvvetlendirmede vazgeçilmezdir.
Kaynak posta gazetesi

19 Eylül 2012 Çarşamba

Hindistan Cevizli Kurabiye

Malzemeler:2 Yumurta, 250 gr. Oda sicakliginda Margarin, 3 su bardağı un, 1 su bardağı pudraşekeri, bir paket kabartma tozu, 1 çay bardağı hindistancevizi
Uzeri için:1 çay bardağı hindistancevizi

Yapılışı:Yumurtaların sarılarini ve beyazlarından ayıralim. Yumurta sarılarini, margarini ve pudra şekerini mikserle krem kivamina gelene kadar çırpın. Daha sonra un, kabartma tozu ve ic malzemedeki hindistancevizimizi ekleyip yoğuralim. Hamurumuzdan ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp yuvarlayalim. Toplarimizi once yumurta akına ve sonrada hindistancevizine bulayıp yağlanmış fırın tepsimize dizelim ve 180 derece fırında 20 dk. pişirelim.


18 Eylül 2012 Salı

Simit ve Tarihi


Simidin tarihi, Osmanlı İmparatorluğu'nun Anadolu'da hüküm sürdüğü döneme kadar uzanmaktadır. Bu dönemde sarayda un depolarına "simithane", padişah fırınına ise "simit fırını" denilirdi. 1593 tarihli Üsküdar Şeriye Sicili'nde, has undan yapılmış halka biçimindeki bir çeşit ekmek "simid-i halka" olarak adlandırılmaktadır. II. Süleyman döneminden bir Mutfak Defterinde (1691), çörek ve ekmeğin yanı sıra, saraya günde 30 adet halka-i simid tahsis edildiği yazmaktadır.

Bilinen diğer bir gerçek de Osmanlı padişahlarının ramazanlarda iftarda verilen yemekten sonra yollarda saf tutan askerlere simit hediye ettikleridir. Yani simit kültürümüzde padişah hediyesi sayılacak kadar "değerli" ve bir bakıma "saray"lıdır.

Halka sözcüğünün kaybolup günümüzdeki "simit" kelimesinin tek başına kullanılması oldukça uzun zaman sonra gerçekleşmiştir. İlk kez 18. Yüzyıl kaynaklarında, halka-i simid yerine sadece "simit" denildiği görülmektedir. Bu yıllarda saraylarda talep gören simit, halk arasında da epey meşhurdu.
Ucuzluğu ve doyuruculuğu ve her yerde bulunabilmesi nedeniyle, gerçek bir halk yiyeceği olan simit; şehirlerdeki halk fırınlarında da pişirilir; sokak satıcıları sayesinde şehrin her bir köşesinde yerini alırdı


1761'de yıllarda, ekmekçiler, börekçiler ve simitçiler arasındaki rekabet nedeniyle, İstanbul kadısı "Simitçiler Ekmek Üretmiyeler" hükmünü çıkarmış, böylece günümüzdeki sadece simit üreten fırınlar oluşmaya başlamıştır.

Simitçiler ilk kez 10 Haziran 1910'de bir araya gelip dernek kurmuşlar, "Ekmekçi ve Börekçiler" adıyla kurulan cemiyetin içinde yer almışlardır.

Geleneksel yiyeceğimiz olan simit 90'lı yıllarda artan fast food akımında yabancı zincirlere direnerek varolma mücadelesine başlamıştır. Şu an 128 mağazasıyla hizmet veren "Simit Sarayı" simit ve geleneksel unlu lezzetleri modern ve keyifli mekânlarda sunan "fırınkafe" formatındaki ilk yerel zincirdir. Geleneksel yiyeceğimiz simit böylece, sabit ve kapalı, keyifli bir mekânda, günün her saatinde bulunabilen, bol seçenekli, lezzetli ve doyurucu, fast food tarzı bir yiyeceğe dönüşmüştür.

Simit şüphesiz ki büyülü bir lezzete ve bu lezzeti tadan herkes için bütünleştirici bir özelliğe sahiptir. Dünyada kaç yiyecek bir toplumun hemen her kesiminden insan tarafından tadılır ve o lezzeti tadan pek çok kişinin hayatının bir parçası haline gelir? Kaç yiyecek o toplumun yetiştirdiği en büyük şairlerin şiirlerinde kendisine yer bulabilmiştir? Kaç yiyecek memleketinizden ayrı kaldığınızda kendisini bu kadar özletebilir? Başka hangi yiyecek tok olsanız bile reddedemeyeceğiniz kadar davetkâr çağırır sizi kendisine? O sihirli çemberin tatlı susamlı hali öyle bizden, öyle içten ve öyle samimidir ki tüm anılarınıza eşlik eder kendisinden bıkmanıza hiç müsaade etmeden… O bizi hem çocukluğumuzdan hem gençliğimizden hem yetişkinliğimizden tanır, bilir ve hayatımızdan asla çıkmaz. O telaşlı koşuşturmaların tatlı bir molası da olabilir; açlık bastıran bir cankurtaran da sayılabilir, en fakir halinizde yediğiniz bir saray yiyeceği olarak sizi mutlu edebilir ve kısacık zamanları bile bir çay eşliğinde eşsiz bir keyfe dönüştürür. 
Kaynak: Simit Sarayi

16 Eylül 2012 Pazar

Waffle in Tarihi

XIII.yuzyilda eski Yunanlilar, iki metalin arasinda kek pisirirlermis ve icine peynirle birlikte kekik gibi cesitli otlar koyarlarmis. O zamanlarda adi Waffle degil "Obleios" mus. 
Waffle 1620 de seyyahlar tarafindan Hollanda dan ABD ye tasinmis. 1735 te " waffle" olarak anilmaya baslandiginda; Ingilizcede ilk kez iki F yan yana gelmis. 
Tarihte iki ayri gun "Waffle Gunu" olarak biliniyor; Birincisi 25 mart ; Isvecte baharin gelisinin kutlandigi gun, Ikincisi 24 Agustos; yani Cornelius Swarthout adli kisinin, 1869 da waffle tavasinin patentini aldigi gunmus. Artik hangisini kutlamak isterseniz..

13 Eylül 2012 Perşembe

Mantar Corbasi

Malzemeler: 1 paket yani 400 gram mantar, 1,5 su bardağı süt, 2 yemek kaşığı tereyağı, 4 yemek kaşığı un, 1 lt soğuk su, Karabiber, tuz

Yapilis: Mantarlarımizi iyice yikayalim ve sonra ince, ince doğrayalim. Corbayi yapacagimiz tencerede yağı ve unu pembeleşene dek kavuralim. Daha sonra suyumuzu ilave edelim ve iyice karistiralim. Mantarları, sutu tuzuda ekleyip iyice karistiralim. Corbamiz kaynayana kadar pissin, 5-6 dakika kaynatalim. Servis yaparken üzerine karabiber serpelim, ben kirmizi pul biber ve nanede sevdigim icin yagda kavurup ustune attim. Degisik oldu

12 Eylül 2012 Çarşamba

İnegöl köftesinin Hikayesi


Bursa’nın Tarihi İlçesi İnegöl, Yüz Yıldan Fazladır Sabırla Yoğrulan Meşhur Köftesi İle Anılıyor. İşte Bu Nefis Ağız Tadının Lezzet Sırrı.

Yerli fastfood’umuzun öncülerinden biri olan İnegöl köftesinin lezzet yolculuğu 19. yüzyılda başlamış. Bulgaristan’ın Filibe kentinden gelen ustaların tarifi çok basit aslında. İnegöl köftesinde ne ekmek ne baharat ne de yumurta bulunuyor. Sadece kıyma, tuz ve belki biraz soğan, hepsi o kadar. Yörede yetişen dana ve kuzu etinin özel olarak karıştırılmasıyla hazırlanan etler, fazla yağından ve sinirinden ayıklanarak kıyma makinesinde en az iki kez çekiliyor. Yemekten sonra kürdana gerek duyulmamasının sırrı burada yatıyor. Elde edilen kıyma tuzla yoğrulmaya başlanıyor. İşte ustalık da bu anda devreye giriyor. Ustaların söylediğine bakılırsa kıvama ulaşılınca bir fincan Türk kahvesi ısmarlayıp köfteyi dinlenmeye bırakmak gerek. Zeytinyağı ve sirkeyle taçlandırılmış iri fasulyeli piyaz ve komşu fırından gelen köy ekmeği, İnegöl köftesinin olmazsa olmazı. Izgarada pişirilen köftelerin yanına ayran mı yakışır yoksa şıra mı, bu ayrı bir tercih konusu ama şurası kesin: Közlenmiş yeşilbiber, domates ve soğan halkalarıyla servis edilen köftesi için bile İnegöl’e gidilir. TESCİLLİ LEZZET Resmi Gazete’de tescil edilerek özgün bir marka haline gelen İnegöl köftesi, ilçenin girişindeki dev heykelle de simge haline getirilmiş. İlçe merkezinde ve Bursa - Ankara yolu üzerinde bu lezzetin tadına bakabileceğiniz mekânlar bulabilirsiniz.
Kaynak: THY Dergisi, bir ucusumda almistim

10 Eylül 2012 Pazartesi

Bugday Cimi Mucizesi

Çocukluğumun yılları hatırladığım bildiğim kadarıyla 1952 yılları ve evveline rastlar. O yıllarda Annem bugday tanelerini,lokum kutularına yada sahan denen tepsilere pamuk içine eker ,çıkan yem yeşil ekini, 10 ya da 15 cm ken keser onu ezer unla karışımına şekerde katar pişirirdi. Adına UHUT denirdi.Tüm hastalıklara ilaçtır diye bizlere yedirilirdi. Yıl 2011 bu gün aynı buğday filizleri kansere ilaç olarak gündemde. Bilime inanan biri olarak doğruluyorum. Devaolsun diyorum. V.KARACA


KANSERİN ÖLÜMÜ--MUTLAKA OKUYUN
Arkadaşlar. Yeniköy Mimarlar Sitesinde komşum ve meslekdaşıma 30 yıl evvel doktorlar 6 ay ömrü kaldığını söylediler. Ailesini bu sonuca alıştırdı; evin tüm ihtiyaçlarını gördü, temin etti; kendini ölüme hazırladı. Buğday çimlenmesinin hastalığa iyi geldiğini bir yerde okumuş. Evin bir odasına toprak döşedi; orada buğday yetiştirdi; buğday çimini mikserde öğüterek her gün ve devamlı içti. 30 yıldır yaşıyor. Artık çime de gereksinimi kalmadı. Sağlıklı günler dileğiyle...
Yılmaz Ergüvenç

Kesinlikle zararı yok, sınırlı yararı olabileceği, destek amaçlı kullanılmalarında sakınca olmadığı kanaati bildirildi. Saygılarımla arz ederim. Dr.Vehbi Alpman.KANSERİN ÖLÜMÜ MUTLAKA OKUYUN!
ASRIMIZIN EN KÖTÜ HASTALIĞI İÇİN HER BİLGİNİN ÖNEMİNE İNANDIĞIMDAN ELİME GELEN BU MAİLİ HERKESE GÖNDERİYORUM.

Buğday çimi ekiniz ve yiyiniz, Buğday şırası yapınız ve içiniz.
Kanseri engelleyen besinlerin başında atalarımızın Orta Asya'da içtikleri Buğday şırası geliyor.
Klasik tedavi yöntemlerini reddeden tüm doktorların ortak iddiası, buğday çimi yenilmesi ve buğday şırası içilmesi Pakistan'daki Hunzakut Prensliği'nde kanserden ölüm yok. Ayrıca Hunzakutlular, acı badem ve kayısı çekirdeğini yiyorlar ve kansere yakalanmıyorlar. Türkiye'de acı badem ve kayısı tüketilen bölgelerde kanser vakalarının azlığı dikkat çekiyor.

Ödemiş'le Salihli arasında, binbir efsaneye konu olmuş Bozdağ'ın eteklerinde cennet gölcük kıyısında kanseri yenen, bu zaferi kazandıktan sonra mücadelesi herkese örnek olsun diyerek bir de kitap yazan Doktor İlhami Güneral ile sohbetimiz sürüyor.
Önemli olan bağışıklık sisteminin güçlendirilmesidir.
Bağışıklık sistemini güçlendirmek çok da zor bir şey değildir.
Buğday müthiş bir kanser ilacıdır.
Buğday şırası kanseri önler ve bu önemli bir bitkisel tedavi aracıdır.

Buğday çimi, bol klorofil maddesi dışında 100 kadar vitamin, mineral ve besin maddesi içerir.
Taze olarak kullanılan Buğday çiminde, aynı ağırlıktaki portakaldan 60 kez daha fazla C vitamini ve aynı ağırlıktaki ıspanaktan 8 kat fazla demir bulunmaktadır.
Buğdayın bir başka özelliği ise kandaki toksinleri nötralize eden maddeler içermesidir.
Sıvı oksijenle dopdolu olan buğday çimi doğanın en güçlü anti kanseri olan 'laetril' içermektedir.
Izgara etler ve füme besinlerin kanserojen maddeler taşıdığı kanıtlanmıştır. (Japon Bilim Adamı Nagivara)

Japon Bilim Adamı Nagivara, taze buğday çiminde bu maddeyi etkisiz hale getiren enzimler ve amino asitler bulmuştur.
- Buğday çimini evde üretebilir miyiz?
- Evde de üretilebilir, küçük bir saksıda bile üretilebilir ve olduğu gibi yenebilir, evde üretemeyenlere tavsiyemiz ise buğday şırası üretmeleri....
- Buğday şırasını herkes üretebilir mi?
- Evet herkes üretebilir.
- İsterseniz tarif edeyim.

Bir bardak aşurelik buğday, önce tertemiz yıkanarak bir litrelik cam kavanoza konur.
Üzerine 3 bardak su klorlu olmamak şartıyla ilave edilir.
Kavanozun ağzı bir tülbentle kapatılarak serin bir yerde 24 saat bekletilir.
Bu ilk su kullanılmaz, dökülür.
Kavanoza yeniden 3 bardak su ilave edilir.
24 saat bekletildikten sonra oluşan yarı gazozlu su içilmek üzere bir kaba aktarılır.
Böylece bir bardak aşurelik buğdaydan kış aylarında günde 5 kez, yazın ise günde 3 kez şıra alınır.
Buğday şırasının lezzeti bazılarına itici gelebilir.
O takdirde her şıra bardağına bir C vitamini tableti eklenirse, nefis bir içecek ortaya çıkar.
- Az önce sözünü ettiğimiz 'laetril' buğday çiminden başka nelerde bulunur?
Çünkü anlaşılıyor ki, 'laetril' kanserin tedavisinde en etkin maddelerden biri...
Elmanın çekirdeğini de yiyin! 

Kaynak: Dr. Serap KIRMIZI-Uludag University

8 Eylül 2012 Cumartesi

Elmali Kek


Bir kahve bir kek
Malzemeler: 3 adet yumurta,1 su bardağı sıvı yağ, 1 su bardağı yoğurt,3 su bardağı un,1 su bardağı şeker,1 paket kabartma tozu, 1 paket vanilya, 1 su bardağı dövülmüş ceviz içi, 2 çorba kaşığı tarçın 

üzeri için; 1 orta boy elma, suslemek icin pudra şekeri ve tarcin
Yapilisi: Oncelikle yumurta ile şeker kabarana kadar cirpalim sonra pudra sekeri, elma ve tarcin disindaki diğer malzemeleri ekliyoruz.Yağlanmış kek kalıbına hazırladığımız hamuru dökün.Üzerine tarcinla harmanladigimiz incecik dogranmis elmamizi serpistirdikten sonra önceden ısıtılmış fırında pişirelim. 
Üzerini pudra şekeri ile süsleyelim


6 Eylül 2012 Perşembe

Corekotu ve Muhtesem Sirlari



Yaklaşık 14 yüzyıl önceden beri Peygamberimiz(SAV) tarafından methedilen bir bitki olan çörek otu, ölümden başka her derde şifa olan bir bitkidir. Son yıllarda yerli ve yabancı üniversitelerde yapılan araştırmalar bu bilginin doğruluğunu tasdik etmektedir. Ortadoğu ülkelerinde “kutsanmış tohum” olarak da bilinmektedir. Yani hangi yönden bakarsanız bakın, çörek otunun bir ilaç olduğu ve eczane raflarında olmayı hak ettiği kesin. Tabi ki bunları söylerken çörek otuna karşı alerjinizin olmadığını kabul ediyoruz.Yazımızda çörek otunun faydaları, bileşimi, kullanımı, içeriğindeki maddeler ve çörek otu yağının fayda alanlarını bulacaksınız. Yararlı olmasını temenni ediyoruz. 


BİTKİNİN GENEL ÖZELLİKLERİ

Çörek otu bilimsel olarak Nigella sativa olarak isimlendirilmektedir. Bazı yörelerimizde siyah tohum olarak da bilinmektedir. Düğün çiçeğigiller ya da Ranunculaceae ailesinden olan çörek otu, yaklaşık olarak 20 kadar tür içeren tek yıllık otsu formda bir bitkidir. En bilinen türleri ise Mısır, Şam ve Kır çörek otlarıdır. Kır çörek otunun zehirli olduğu unutulmamalıdır ve kullanılmamalıdır. Çörek otunun çiçeklerinin ortasında oluşan kapsüllerin içinde yaklaşık 2-3 mm kadar siyah tohumlar yer alır. Bu yönü ile çörek otunu haşhaş bitkisine benzetebiliriz. Çörek otu kumlu ve sıkışık olmayan toprakları tercih eder. Yurdumuzda hemen hemen her yerde yetişebilmekte, buğday tarlalarında hatta yol kenarlarında dahi kendi kendine bitmektedir. Bitki türüne göre 20 cm. 80 cm. kadar boylanabilmektedir. Çörek otunun gövdesi dik ve kısa tüylüdür. Çörek otunun çiçekleri açık mavi renkli ve tek tek dizilmiştir.

ÇÖREK OTU BİLEŞİMİ
Bin derde deva olan bir ilaç düşünün. Mantık olarak, eğer bu ilaç şifa ise vücudun ihtiyaç duyduğu moleküllerin çoğunu içerecek olmalıdır. Bu nedenle çörek otu da, çeşitli çeşitli sihirli molekülleri ihtiva etmektedir. Bilim insanları, çörek otunun bileşiminde yaklaşık 120 kadar etken madde olduğunu bildirilmektedirler. Tabi ki bunların hepsini buraya sığdırmamız mümkün değildir. Çörek otunda %21 protein, %35 şeker ve türevleri, %35-38 yağ ve %6-9 madensel tuzlar ve diğer maddeler bulunmaktadır. Çörek otunun yağı da günümüzde sağlık alanlında ağırlığını koymaya başlamıştır. Bilindiği gibi bitkisel yağların alternatif tedavide kıymeti gittikçe artmaktadır.

Çörek otu yağının faydalarını da aşağıda sıralayacağız. Çörek otu yağında %18 doymuş, %24 tekli doymamış(omega-9) ve %58 çoklu doymamış yağ asitleri (omega-3 ve omega-6) içermektedir.

Omega türü yağ asitlerinin ne kadar yararlı olduğu zaten bilinen bir gerçek. Ayrıca etken maddelerden en önemlileri “nigellon ve thymoquinon” dur.Günümüz ilaçlarında, nigellon ve thymoquinon isimli bileşikler bağışıklık sistemini kuvvetlendiren ilaçların yapımında kullanılmaktadır. Bu şu anlama geliyor; çörek otu, vücudun hastalıklara karşı olan direncini artırıyor. Bunlara ilaveten vitamin, mineral ve diğer etken maddeler olarak oleik ve palmitik asit, niasin, kalsiyum, sodyum, potasyum, demir, çinko, bakır, magnezyum, selenyum, fosfor, A, B1, B2, B6, A, E, C vitaminleri içermektedir.


ÇÖREK OTUNU NASIL KULLANMALIYIZ?

Çörek otu yaygın olarak pasta, börek ve çöreklerde kullanılmakta ve tat katmaktadır. Binaenaleyh, çörek otu kullanımı bilinenle sınırlı değildir. Çörek otu genel olarak bal ile kullanılmaktadır. Bal ile kullanıldığında faydası daha da artmaktadır. Çörek otu, yutularak da kullanılabilir. Fakat midedeki enzimler ve asit çörek otu sindirimi için yeterli olmadığından sindirilmeden dışarı atılmaktadır.

Çiğnenerek tüketilmesi bileşimindeki maddelerin açığa çıkması açısından önemlidir. Ne kadar çiğnenirse o kadar yararı görülür. Fakat çiğneme esnasında bir takım olumsuzluklar görülmesi normaldir. Boğazda ve midede yanma gibi. Bunu gidermek için yarım çiğnenmiş biçimde yutmayınız.

İyice çiğnerseniz, ilk baştaki acımsı tat, yerini daha hoş bir tada bırakacaktır. Bu yöntem de sizi tatmin etmediyse çörek otunu kuru üzümle tüketerek kullanabilir ya da evinizde yemeklere bir tutam katabilirsiniz. Çörek otunu döverek bal ile karıştırabilir, kahvaltısofralarınıza farklı desenler katabilir, hem de istifade edebilirsiniz. Çörek otunun macunu, çorbası, çayı, kahvesi, içeceği, tütsüsü, yağı ve tentürü de kullanılan yöntemler arasında yer almaktadır.Kullanım Dozu: Tedavi amaçlı kullanımda sabah akşam birer çay kaşığı kadar alınması tavsiye edilmektedir. Bu doz çocuklarda yarısı kadar olmalı. Tedavi amaçlı 6 ay kullanılması tavsiye edilmekte, 6 aydan sonra ise doz yarıya kadar düşürülebileceği önerilmektedir. İlk etki 2 aydan sonra görülmeye başlar. En iyisi ise az da olsa devamlı olarak kullanılması. Şunu da belirtelim tedavi amaçlı kullanımda, hemen şifa bulayım diye kıtlıktan çıkar gibi çörek otu kullanımına abanmak doğru bir davranış olmayacaktır. Böyle bir kullanım kaş yapayım derken göz çıkartmaya benzer. Dikkatli olunmalıdır.

ÇÖREK OTUNUN KULLANIM ALANLARI
Çörek otunun yazının başında da denildiği gibi birçok faydası bulunmaktadır. En baştaki yararı vücudu hastalıklara karşı korumasıdır. Bu noktadan yola çıkıldığında, diğer faydalarını da beraberinde getirecektir. Çörek otunun faydalarını gerek uzmanlar gerekse tecrübe edenlerden derledik, bir araya getirdik. 


İşte, faydalarından bazıları; 
İltihap kurutucu olarak önemli görev üstlenir. Özellikle kadınlarda vajinal iltihaplanmalarda etkilidir. Regl (adet) sancılarını giderici etkisi bulunmaktadır. 
Güçlü bir afrodizyaktır. Cinsel performansı artırır. 
Vücudumuzda 400’den fazla görevi olan karaciğer tahrip olmasını önler. 
Güçlü bir antioksidandır. Kimyasal madde ile ilgili fabrikalarda çalışanlar, ağır metallerin ve şehrin kirli havasına maruz kalanlar, alkol veya sigara kullananlar çörek otu mutlaka tüketmelidirler. Sigara içenler çörek otu kullandıklarında hırıltı ve nefes darlığından kurtulduklarını belirtmektedirler. Antioksidan özelliği vücuttaki zehirli maddelerin atılımını kolaylaştırır. Bunlara ilaveten çörek otu, sürekli alkol alan kişilerde oluşan mide gastritinin iyileşmesinde önemli etkiye sahiptir. 
Kolesterolü düşürür. 
Yorgunluk ve uyuşukluğa iyi gelir. Bunun için 10 gün sabah portakal suyu ile bir çorba kaşığı çörek otu kullanılmaya devam edilir. Sonuca şaşıracaksınız. 
Böbrek, kalp-damar hastalıkları, mide rahatsızlıkları ve romatizmal hastalıklara iyi gelir. 
Çörek Otu, meme, mide, prostat, cilt, kolon kanseri gibi çoğu kanserde, kanserin yayılmasını engellemektedir. Araştırmalar, çörek otunun, kemik iliği büyüme oranını %250 artırdığı ve kanserin yayılmasını %50 azalttığını göstermiştir. Cancer Dergisinde “Çörek otunun, hücre DNA hasarlarını onararak tümör gelişimini durdurduğu” haberi yer almaktadır. 
Şeker hastalarının kullanmaları faydalarına olan bir davranıştır. Çörek otunun, kan şekerini düşürdüğü ve insülinin etki ettiği ve yapıldığı pankreas hücrelerini iyileştirdiği bildirilmektedir. 
Alerjiye karşı birebirdir. Çörek otunun alerjik reaksiyonlarda vücudu baskılayıcı rol oynadığı Berlin Charite Ünv. tarafından ispatlanmıştır. Münih’li uzmanlar, %70 oranında sadece çörek otu yağı kullanarak polen ve toz alerjisi, astım ve deri iltihaplarında başarı elde etmişlerdir. Bronşiyal astım kaynaklı alerjik rahatsızlıklarda kesin çözümdür. Ürtikerde de yüz güldüren sonuçlar vermektedir. 
Yüksek tansiyonu dengelemede kullanılmaktadır. 
Kan damarlarını güçlendirdiği ve dolaşımı artırdığı için basur vakalarında tedaviye destek olarak tüketilmesinde fayda vardır. 
Çörek otu yağı romatizma ağrısı olan yere masaj ile sürüldüğünde ağrıyı kesmektedir. Düzenli devam edilmelidir. İlaveten kas ağrılarında da aynı yöntem geçerlidir. Derinin çörek otu yağını emmesine özen göstermelisiniz. 
İshale karşı bir fincan kadar yoğurt ile bir çay kaşığı çörek otu karıştırılarak tüketilir. Karışım günde iki kez tüketilmelidir. Hastalık gidinceye kadar devam edilir. 
Saç beyazlarına karşı etkili bir çözümdür. Çörek otu yağı ile yapılan bakım saç beyazlamasını geciktirmektedir. Yanı sıra saç dökülmesine karşı faydalı olmaktadır. 
Sağlıklı ve pürüzsüz cilde sahip olmak istiyorsanız pahalı ürünlere harcama yapmanıza gerek yok. Hem doğal hem de uygun fiyata harika cilde sahip olabilirsiniz. Bunun için bir çorba kaşığı çörek otu yağı ile bir çorba kaşığı zeytinyağını karıştırın, yüzünüze masaj yaparak yedirin. Cildin emdiğinden emin olduktan sonra bir süre bekleyip, yüzünüzü yıkayın. Egzama vakalarında belirgin iyileşme sağlar. 
Uyku bozukluğu için ideal bir çözümdür. Çörek otu yağı herhangi bir sıcak içeceğe karıştırılıp, bal ile tatlandırılır. Akşamları yatmadan önce kullanılmalıdır. 
Prof. Dr. Bingür Sönmez, keten tohumu, çörek otu, nar çekirdeği, üzüm çekirdeği, ceviz ve fındık yağından günde bir kaşık tüketilmesinin, damar sertliğinin gelişmesini önlediğini ifade etmektedir. 
Çörek otu hamile kalma olasılığını yükseltir. Gene çörek otu, doğum ve doğum sancısı, anne sütünün artırılması ve bebek beslenmesi ve gelişimi için mükemmel bir gıdadır. 
Zayıflamaya yardımcı olur. Tokluk hissi verir. Yemeklerden önce yağını veya çörek otunu çiğneyerek bir bardak su ile yutmalısınız. Bu kilo vermede tecrübe ile sabit etkili bir yöntemdir. Günde 3 kez yapmak daha iyi sonuç verir. 
Ezher Üniversitesinden bilim insanları, çörekotu kullanılmasının kemoterapinin yan etkisi olan nefrotoksisitenin yani böbrek üzerindeki zehirleyici etkinin görülmediğini tespit etmişlerdir. 
Pakistanlı bilim insanları fareler üzerinde yaptıkları deneylerde, çörek otunun, Candida albicans türü mantarların gelişimini engellediğini tespit etmişlerdir. 
Boğaz ağrıları, öksürük ve farenjitte tartışmasız faydası bulunmaktadır. 
Bebeklerin gaz sancılarında etkilidir. Çörek otu çayı demlenir, bebeğe günde 3 ya da 4 çay kaşığı içirilir. Sonuçtan memnun kalacaksınız. Aynı zamanda çörek otu çayı çıbanların tedavisini hızlandırır. Denemekte fayda var demiyorum. Çıbanınız varsa mutlaka çörek otu çayını tatbik ediniz. 
Çörek otu bal karışımı reflü hastalığında gözle görülür iyileşme sağlar. 
Çörek otu bal karışımı çocuk ve yetişkinlerin öksürük nöbetlerinde fayda sağlamaktadır. 
Egzamalı saç derisinde %100 çözüm. Çörek otu yağını saçınıza sürmeniz ve bir süre (1-2 saat) beklemeniz yeterli. 


SONUÇ OLARAK: Çörek otunun faydalarını aslında bu kadarla sınırlandıramayız. Bilinmesi gereken Peygamberimizin de övgü ile söz ettiği çörek otunun olağanüstü güçleri olduğu. Siz de yukarıdaki sayılan kullanım alanlarından herhangi birisinde karar kılarak, sağlıklı bir yaşamın temellerini atın. Hem damak tadınıza tat katın, hem de hayatınızda karşınıza çıkan bu fırsatı değerlendiriniz. sevdiklerinize de ikram etmeyi unutmayınız.


Kaynak: Zaman Gazetesi

4 Eylül 2012 Salı

Yalanci Tavuk Gogsu

Malzemeler:1 kg süt 2.5 kahve fincanı un,   3 kahve fincanı şeker,   125 gr margarin,   1 paket vanilya ,1 damla sakızı
Yapilis: Once un ve yağı kavuralim. Ayrı bir tencerede şekeri sütle karıştıralim daha sonra un yag karisimimizi ilave edelim ve topaklanmamasi icin surekli karistirarak koyulasana kadar pisirelim, pismesine yakin vanilyamizi ve sakizimizi ilave edelim.  
Tavuk göğsünün yapışmaması için borcamımizi ıslatalim ve tatlimizi borcama dökün. Üzerine bol hindistan cevizi cevizi ve tarçın serperek servis yapalim.

2 Eylül 2012 Pazar

Pratik Koko Pasta


Bu pastayi ilk kez bir arkadasimin cay davetinde yemistim. Tadi cok guzel, gorunusu cok havali bir pasta.Denemenizi mutlaka tavsiye ederim. 
Malzemeler: 1 hazir kekin tek katı, 1 yumurta, 1 çay bardağı şeker,1 çay bardağı süt, 1 çay bardağı sıvıyağ, 2 çay bardağı çekilmiş ceviz, 2 çay bardağı hindistan cevizi
Yapilis: Oncelikle kekimizin tek katını hafifce yağladığımiz tepsimize koyalim. Üzerini sutumuzle ıslatalim. Bir kasede yumurta ve şekeri iyice ( beyazlasana kadar) çırpalim. Daha sonra icine yağımizi, cevizimizi, hindistan cevizimizi ilave ederek iyice karıştıralim. Karışımımizi tepsimizdeki kekimizin üzerine eşit şekilde yayalim ve onceden ısıttigimiz 170 derece fırında 15 dakika pişirelim. Kekimiz pistikten sonra iyice soğutuktan sonra servis yapabiliriz.