Sayfalar

Unutmayin-Don't Forget

Yemek Resimlerini daha canli ve net izlemek isterseniz tam uzerlerine tiklayin. ( Please click on the pictures to see the bigger)
Tariflere yorum yapabilirsiniz, sizde tarif gonderebilirsiniz: semcayhan@gmail.com
Isminizle yayinlayabilirim ( You can make comments to recipes): semcayhan@gmail.com
Daha Onceki Kayitlar icin en sag taraftaki kategorilere bakmayi unutmayin ( Please see the categories ( at right side) to see the previous recipes
Uye ol kisminda sag alt ta ..uye olursaniz..guncellemeler size otomatik gelir ( If you will be member , all uptades will come automatically to you ( see the follow part: right side)

30 Haziran 2012 Cumartesi

Mutfakta Pratik Olculer



malzeme
1 su bardagi
1 corba kasigi
1 kahve fincani
1 cay bardagi
pirinc
225 gr.
15 gr.
70 gr.
100 gr.
bulgur
200 gr.
12 gr.
60 gr.
70 gr.
mercimek
250 gr.
15 gr.
60 gr.
75 gr.
nohut
250 gr.
15 gr.
-
-
fasulye
200 gr.
-
-
-
irmik
180 gr.
12 gr.
50 gr.
65 gr.
toz seker
250 gr.
15 gr.
70 gr.
100 gr.
findik,badem
85 gr.
6 gr.
25 gr.
40 gr.
ceviz ici
65 gr.
4 gr.
25 gr.
40 gr.
un
140 gr.
7,5 gr.
50 gr.
70 gr.
su,sut
250 gr.
-
-
100 gr.
kasar rende
65 gr.
4 gr.
20 gr.
35 gr.
margarin
180 gr.
15 gr.
50 gr.
80 gr.
sivi yag
225 gr.
15 gr.
65 gr.
100 gr.

29 Haziran 2012 Cuma

Gavurdağı Salatası

Türk mutfağının bence en güzel salatalarından biri. Kebap yanına da en çok yakışan salata. Güneydoğu mutfağı yapan restoranlarda mutlaka yemeniz gereken bir salata
Malzemeler:4 dal maydanoz, 4 dal taze soğan,  1 küçük salatalık, 1 küçük turp, 1 soğan, 4 domates, 1-2 dal taze nane, 1 cay bardağı ceviz, zeytinyağı, nar eksisi
Yapılış: Soğanımızı, salatalığımızı ve domatesimizi doğrayalım ve kâseye alalım. Sonra taze soğan, maydanoz ve taze naneyi de incecik doğrayarak diğerlerine ekleyelim. Hepsini iyice karıştırdıktan sonra salatayı servis tabağına alalım. Üzerine iri kırılmış ceviz, zeytinyağı ve nar ekşisi serpelim. 

28 Haziran 2012 Perşembe

Tuzlu Çay Kurabiyesi

Malzemeler: 1 su bardağı sıvı yağ, Yarım su bardağı sıcak su, 1er çay kaşığı sirke ve tuz, yarım su bardağı rendelenmiş kaşar peyniri, aldığı kadar un ( hamur kulak memesinden biraz sert bir kıvam olana kadar)
Üzeri İçin: 1 yumurta sarısı, isterseniz çörek otu. 
Yapılış: Derin bir kâseye hamur için olan tüm malzemelerimizi koyalım. Kulak memesinden biraz daha sert bir hamur elde edene kadar un ilave ederek tüm malzemeyi yoğuralım. Hamurdan elimizle parçalar kopartalım ve dilediğimiz bicimde şekiller verelim. Resimdeki sekli hamuru önce silindir seklinde yuvarlayıp daha sonra köşelerinden bükerek verebilirsiniz. Kurabiyelerimizi hafifçe yağladığımız fırın tepsimize dizelim. Üzerlerine yumurta sarısı surelim ve çörekotu serelim. Önceden ısıtılmış fırında 170 derecede üstleri kızarana kadar pişirelim. Afiyet olsun

27 Haziran 2012 Çarşamba

Kakaolu Kurabiye

Malzemeler: 1/2 paket margarin, 1/2 cay bardağı sıvı yag,25 gr.kakao,1 paket kabartma tozu,1 paket vanilya,1 yumurta,1 çay bardağı toz seker, 3 su bardağı un. Kurabiyelerin üzerine bütün fındık içi 

Yapılışı: Öncelikle Margarinimizi eritelim, yumurta ile biraz çırpalım daha sonra şeker, kakao ve sıvı yağ ile iyice karıştıralım. Daha sonra vanilya, kabartma tozu ve unumuzu ekleyelim kulak memesi kıvamına gelinceye kadar yoğuralım. Ceviz büyüklüğünde toplar yaparak hafifçe yağladığımız yada yağlı kâğıt serdiğimiz tepsiye dizelim. Uzerlerine birer tane fındık yerleştirelim ( resimdeki gibi). 170 derecelik fırında yaklaşık 20 dakika kadar pişirelim.

26 Haziran 2012 Salı

Gıda Endüstrisinin En Tehlikeli Katkı Maddeleri

Uye oldugum bir mail grubuna gelen yazi.Bence cok onemli ve hayati bilgiler iceriyor. Bu nedenle sizlerle paylasmak istedim.Yararlanmaniz dilegiyle
Gıda endüstrisinin en tehlikeli katkı maddeleri Marketlerde satılan gıdaların içinde neler olduğunu hiç düşündünüz mü?

İnsanlar sormaya devam ediyorlar: “Ürünlerin içindeki hangi maddelerden kaçınmalıyız?
Dolayısıyla, gıdalardaki en toksik ve hastalık yapıcı maddeleri içeren bir liste hazırladım. Bunlar kanser, diyabet, kalp hastalığı ve Amerika’da onmilyarlarca $’lık gereksiz sağlık bakım masrafına sebep olan maddeler. Sağlıklı kalmak ve hastaneye girmek istemiyorsanız, ürün etiketlerini okuyun ve bu maddelerden uzak durduğunuzdan emin olun. 

Akrilamidler: Karbonhidratlar yüksek ısıya maruz kalınca gıdalarda, toksik,kanser yapıcı kimyasallar oluşur (fırında pişirirken, yağda kızartırken,ızgara yaparken). Akrilamidler ekmek kabuğundan atıştırmalık cipslere kadar her şeyin içinde var ve sonradan kasıtlı eklenen bir madde olmadığı için etiketlerde listelenmek zorunda değil.

Aspartam:Nörolojik bozukluklara, hastalık nöbetlerine, bulanık görme ve migren ağrılarına sebep olan kimyasal bir tatlandırıcı. Otolize (hücre veya dokunun çıkardığı enzimler dolayısıyla kendi kendini eritmesi) proteinler. Serbest glutamat içeren ileri derecede işlenmiş proteinlerdir; lezzet arttırıcı kimyasal MSG’ye benziyordu.

BPA (Bisfenol-A): Neredeyse tüm gıda ambalaj plastiklerinde bulunan kimyasala benzeyen bir hormon. BPA, ppb (milyarda) düzeyinde bile aktif olsa, kanser, kısırlık ve hormonel düzensizliklere sebep olur. Ek olarak, erkeklerin kadınsı özellikler göstermesine, göğüs büyümesine ve hormonel bozulmalara neden olur. Kazein: Süt proteinleri. Komik bir şekilde, inek sütüne alternatif olduğu iddia edilen soya peyniri ürünlerinde sıklıkla kullanılır. Neredeyse tamamı, inek sütü proteinlerinden yapılmaktadır

Mısır şurubu:İleri Fruktoz Mısır Şurubu’nun diğer bir ismi (aşağıya bakın). Sıklıkla çocuk mamalarında kullanıyorlar.

Gıda renklendiriciler: Örneğin FD&C Red #40’ın çocuklarda gözüken davranış bozukluklarıyla bağı var. Neredeyse, tüm yapay gıda renklendiriciler petrolden türetiliyor ve içine alüminyum karıştırılıyor.

Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar:Şu anda etiketlerde yazılmıyor çünkü GDO endüstrisi (Monsanto ve Dupont) insanların, hangi gıdaların genetiğiyle oynanmış madde içerdiğini bilmesini kesinlikle istemiyor. Neredeyse, konvensiyonel olarak yetiştirilen tüm mısır, soya ve pamuk genetiğiyle oynanmış durumda. Genetiğiyle oynanmış maddelerin şiddetli kısırlık problemleriyle bağı olduğu düşünülüyor ve vücudunuzdaki bakterilerin, bağırsaklarınızda pestisid üretmesine sebep olabilir. Organik mısır yemiyorsanız, kesinlikle genetiğiyle oynanmış mısır yiyorsunuzdur. Responsible technolog sitesinden daha detaylı bilgi edinebilirsiniz veya "http://www.naturalnews.com/NoGMO.html" adresinden GDO müzik videosunu izleyebilirsiniz.

İleri Fruktoz Mısır Şurubu: Kimyasal çözücü glutaratid’ten elde edilen sıklıkla civayla karıştırılan ileri derecede işlenmiş likid şekeridir.Diabet, obezite ve ruhsal rahatsızlıklarla bağlantılı vardır. Binlerce market ürününde kullanılan bir malzeme; pizza sosu ve salata süsü gibi tahmin edemeyeceğiniz birçok ürün dâhil.

Homojenize süt: Sütteki yağlar, süt sıvısında süspansiyon halinde kalması için yapay olarak düzenlenip küçük moleküllere dönüştürülüyor. Sütün rafta daha iyi gözükmesini sağlasa da kalp hastalıklarına veya süt alerjilerine sebep olabiliyor. Çiğ süt daha sağlıklı; onu tercih edin.

Hidroklorid:“Pyridoxine, Hydrochloride veya Thiamin Hydrochloride” gibi herhangi bir hidroklorit görürseniz, onlar, daha yüksek vitamin değerleri göstermek için firmaların ürünlere eklediği B vitaminin kimyasal formlarıdır. Ama bunlar sentetiktir, gıda ve bitkilerden elde edilen vitaminler değil, vitaminlerin kimyasal formlarıdır. Besinsel açıdan neredeyse tamamen yararsızdırlar; sizin için kötü bile olabilirler. Niakinamid (B3 vitamini) ve siyonakobalomin (sentetik B12 vitamini) i de gözleyin.

Hidrolize Edilmiş Bitkisel Proteinler: Genellikle serbest glutamat (MSG) elde etmek için soya proteinlerinin ileri derecede işlenmesinden elde edilir. Tat arttırıcı olarak kullanılır.

Kısmi Hidrojenize Edilmiş Yağlar: Oda sıcaklığında kimyasal katalizörler kullanılarak stabil edilmek üzere kimyasal yapısı değiştirilmiş olan yağlardır. Bu yağlar trans yağ asitlerini oluşturur ve arterlerin tıkanma riskini fazlasıyla artırır. Ayrıca kanın pompalanmasını zorlaştıran ince ve viskoz olan, benim “çamur (sludge) kan” diye tabir ettiğim kanın oluşmasını teşvik eder. Bu genelde doktorlar tarafından “yüksek kan basıncı” olarak teşhis edilir ve (ne yazık ki) teknik olarak fare zehiri (varfarin) ile aynı kimyasal olan kan-inceltici ilaçlarla tedavi edilir.

Fosforik Asit: Sodalardaki karbondiosksidi cözmek için kullanılan asittir.Fosforik asit çelik demirleri aşındırabilir. Ayrıca duvar örme ustaları tarafından taşları dağlamak için kullanılır. Ordu fosforik asidi pas kaplı savaş gemilerini temizlemek için kullanır. Kesinlikle diş minesine zarar verir. Fosforik asitle çürütülmüş diş fotoları görmek için Google Görseller’e “Mountain Dew Mouth” yazarak aratabilirsin.

Propilen Glikol: Otomotiv sektöründe eğlence araçlarını kışa hazırlamak için kullanılan bir sıvıdır. Ayrıca yabanmersini keklerinde, simitlerinde ve ekmeklerinde gördüğünüz “yalancı yabanmersini”ni yapmada kullanılır (renklendiriciler ve mısır şurubu karıştırılır.) Korkunç “yalancı yabanmersini” videosunu naturalnews.tv’den adresinden izleyebilirsiniz.

Sodyum (Tuz): Sağlık için yararlı olan ve günlük eser miktarda alınması gereken minerallerden(“iz mineraller”) yoksun olarak işlenmiş beyaz tuzdur.  Holistik (bütünsel) beslenme sektöründe, hastalığı ve ölümü desteklediği için ona “ölüm tuzu” diyoruz. Öte yandan gerçek tuz, örneğin “kirli” deniz
tuzu veya pembe Himalaya tuzu, selenyum (kanser), krom (diyabet) ve çinko (enfeksiyon hastalıkları) gibi hastalıkları önleyen “iz mineraller”
içermektedir. Ekmek ve şekerde olduğu gibi beyaz tuz da sağlığınız için felakettir. Ve bakkallarda “deniz tuzu” iddialarına kanmayın. Jeolojik zamanda yeterince geriye giderseniz tüm tuzlar denizden gelir öyleyse her tuzu deniz tuzu olarak satabilirler.

Sodyum Nitrit: Domuza, sosisli sandviçlere, sosise, kurutulmuş ete,hamburgere, işlenmiş ve dilimlenmiş ete, pepperoni sosuna ve nerdeyse tüm  işlenmiş etlere katılan kırmızı renkli, kanser edici kimyasaldır. Beyin tümörü, pankreas kanseri ve kolon kanseriyle ilişkisi kuvvetlidir. Amerikan Ziraat Dairesi bir kere onu besin tedarikçilerine yasaklamaya çalıştı fakat şuan Amerikan Ziraat Dairesi’nde egemen olan et endüstrisi tarafından kurnazca kaldırıldı. Etlerin taze gözükmesini sağlayan sodyum nitrat tam anlamıyla bir zehirdir. Her yıl sayısız çocuk sodyum nitratın sebep olduğu kanserden hayatını kaybediyor.

Soya Proteini: Pek çoğu vücut geliştiricileri tarafından da kullanılan protein barlarının bir numaralı kaynağıdır. Soya proteinleri gıda endüstrisinin “hurda protein”leridir. Genetik olarak değiştirilmiş
(çoğunlukla Çin’de yetişen) soya fasulyesinden yapılır ve sonrasında asıl olarak patlayabilen bir kimyasal olan hekzana maruz bırakılır. 


Sukraloz: Suni tatlandırıcı olarak satılan bir yapay kimyasal tatlandırıcıdır. Sukraloz molekülleri klor atomu içerir. Araştırmacılar defalarca buldular ki aslında suni tatlandırıcılar kilo alimini arttırarak insanları şişman yapıyorlar.

Şeker: Ağartılmış ve besince zayıf olan şekerkamışı işleme işleminin yan ürünüdür. Şeker kamışı işleme sırasında, neredeyse tüm mineral ve vitaminler genelde çiftlik hayvanlarını beslemek için kullanılan pekmez olup çıkarlar (Bu pekmez aslında şeker kamışı suyunun “iyi” olan kısmıdır.) Şeker tortusu sıkça çiftlik hayvanlarını beslemek için kullanılır çünkü her çiftlik sahibi bilir ki çiftlik hayvanlarının hayatta kalmaları için iyi besinlere ihtiyaç duyarlar. Şaşırtıcı bir şekilde klasik doktorlar henüz insanlar hakkında bunun ne olduğunun farkına varamadılar ve şeker yemenin sizin için tamamen iyi olduğunu iddia etmeye devam ediyorlar. Şeker diyabete, obeziteye, ruhsal bozukluklara ve beslenme yetersizliğine yol açar.

İşlenmiş Bitkisel Protein: Genelde genetik olarak modifiye edilmiş soyalardan çıkarılan soya proteininden yapılır ve ardından patlayıcı kimyasal çözücü hekzan kullanılarak işlem görür (bkz. üstte Soya Proteini). Vejetaryen yiyeceklerinde fazlaca kullanılır örneğin “vejeteryan hamburgeri” (bu arada, çoğu MSG veya maya özü içerir).

Maya Özü: Serbest glutamik asit tuz ve esteri içeren MSG’nin gizli formudur ve çok sayıda “MSG içermez” denilen “doğal ” gıda ürünlerinde kullanılır. Maya özü %14’e kadar serbest glutamik asit tuzu ve esteri içerir. Onu binlerce market ürününde, çorbadan atıştırmalık cipslere kadar, bulacaksınız. Bir keresinde taze ette kullanıldığını gördüm!

GIDA ETIKETI HILELERI

Gıda şirketlerinin, ürünlerinde en çok kullanılan maddenin şeker olduğunu göstermeden daha fazla şeker koymak için kullandıkları hilelerden biri: 

Gördüğünüz içindekiler etiketi ilk olarak ana içerikleri listelemelidir.Bazı tüketiciler aldıkları mısır gevreği kutusunun üzerinde “şeker, tam buğday, mısır” yazısını görüp korkabilirler vb. Bunun yerine bu şirketler, şekerin 3 veya 4 farklı formunu kullanarak listenin arka sırasına yazarlar ve şekerin daha az kullanıldığı imajını verirler. Şöyle ki; “Tam buğday, şeker, mısır şurubu, mısır şurubu katıları…” 
Bu şekilde ana madde gerçekte %50’nin üzerinde şeker olabilmesine karşılık “tam buğday” olarak gözükür.

GUVENILIR URUN NASIL ALINIR

■ Yerel çiftçi pazarlarından, gıda kooperatiflerinden veya Tarım Destekli Birliklerden alışveriş yapın.

■ İçindekiler etiketini okuyunuz! Eğer telaffuz edemediğiniz bir kimyasal ismi varsa, onu satın almayınız.

■ Daha çok işlenmemiş içerikli gıdaları alın ve neredeyse tüm dünyada hasta edici içeriklerle formüle edilmiş hazır yiyecekler ve işlenmiş gıdaları almak yerine kendi yemeğinizi yapın.

■ Kendi yiyeceklerinizi yetiştirin! Yiyebileceğiniz en güzel yiyecek kendi bahçenizden olandır.

25 Haziran 2012 Pazartesi

Dondurmanın Hikâyesi, İmparator Neron ve İlk Dondurma

Roma İmparatoru Neron ile başlayan tutku: İlk dondurmanın yapım öyküsünün kahramanları Romalılar. Roma imparatoru Neron savaşçılığıyla olduğu kadar boğazına düşkünlüğüyle de tanınırmış. Gladyatör dövüşlerini izlerken, kendisine lezzetli yiyecekler sunan çeşni başlarını ödüllendirirmiş. Çeşni Başlardan biri, bir gün dağların zirvelerinden topladığı karları sıcağa dayanıklı bir kaba sıkıştırarak şehre getirmiş. Bunları bir kaba koyup üzerinde meyve parçaları ve bal dökmüş ve imparatora sunmuş. Neron o güne kadar hiç tatmadığı bu yiyeceği çok çok sevmiş. Ertesi günde köle ordusunu dağlara kar toplamaya göndermiş. Karin üzerine bal. Çeşitli tatlılar ve meyve parçaları döktürerek, tarihin ilk dondurmasını hazırlatmış. Romalılardan kalma bu yöntem Anadolu’nun bazı illerinde ve köylerinde halen kullanılıyor ( mesela Nazilli’de yazın şerbetli kar satıcılarını bol bol görürsünüz). 
Marko polonun Cin den getirdiği dondurma tarifleri, İtalyan aşçılara yepyeni bir ufuk açtı. Hatta onlarda kendilerine özel değişik dondurma türleri geliştirdiler. 1900 yılından sonra soğutucu makinelerin geliştirilmesiyle dondurma daha da yaygınlaştı. Külah ise ilk defa 1904 te Missouri Lois de düzenlenen dünya fuarında ortaya çıktı
Kaynak: Acıbadem’de sürekli dondurma aldığım dondurmacının duvarına asılı bir yazıdan

23 Haziran 2012 Cumartesi

Reçelli Çiçek Kurabiye, Papatya Kurabiye

Estetiğe hitabeden, lezzetli bir kurabiye. Bunu öğretmenler gününde yaptık. Canlı çiçek yerine böylesine lezzetli çiçekler vermiş olmak daha makbule geçti 
Malzemeler: 1 paket margarin, 1 çay bardağı pudra şekeri,2 tane yumurta,1 paket vanilinli seker,1 paket kabartma tozu,3 su bardağı un, Üzerine 2 yemek kaşığı toz şeker 
İç Malzeme: 1 çay bardağı toz şeker, Böğürtlen reçeli ( İstediğiniz herhangi bir reçel ya da marmelat çeşidi olabilir)
Yapılış: Margarin, yumurta ve pudra şekerini geniş ve derin bir kâseye alalım. İyice karıştıralım ve üzerine un, vanilya ve kabartma tozunu ekleyerek kulak memesi yumuşaklığında bir hamur elde edelim. Hamurdan kabuklu ceviz büyüklüğünde parçalar koparalım. İçini çukurlaştıralım ve 1 çay kaşığı reçel koyup kapatalım. Elimizde yuvarlayarak top haline getirelim. Tozşekere bulayalım. Tepsimize hafif bastırarak dizelim. Bütün kurabiyeleri hazırlayınca bıçakla kurabiyelerin kenarlarını resimde görüldüğü gibi keselim. Kurabiyelerimizin üzerlerinde 2 yemek kaşığı toz şekerimizi serpiştirelim. Önceden işittiğimiz fırında 180'Cde 30 dakika pişirelim. Soğuduktan sonra servis yapabiliriz.

22 Haziran 2012 Cuma

Yaş Mayalı Peynirli Puf Poğaça-Bayatlamayan Poğaça

Tarif üye olduğum mail grubuna gelmişti. Kuzenim kahvaltıya çağırınca yapayım dedim, Enfes oldu. Bir kısmını kendi evime ayırmıştım. 4-5 gün bekledi ama hiç bayatlamadı. Sodanın etkisi olsa gerek. Kıvamıda lokum gibi.
Malzemeler: 1 kup yas maya, 1 su bardağı ılık sut, 1 su bardağı sıvı yağ, 1 sise soda, 2 yemek kaşığı toz seker, 1 tatlı kaşığı tuz, 750 gr. Un 
İç malzeme; 200 gr ufalanmış beyaz peynir, incecik kıyılmış yarım demet maydanoz
Yapılışı: Ilık sütün içine şekeri, sıvıyağ ve mayayı koyalım ve maya ile seker eriyene kadar iyice karıştıralım. Daha sonra soda ve unuda ekleyelim. Karışımı iyice yoğurarak kulak memesi yumuşaklığında bir hamur elde edelim. Hamuru 40 dakika kadar dinlendirelim. İç malzemelerimizi bir kâsede iyice karıştıralım. Daha sonra istediğimiz büyüklükte parçalar koparalım ve elimizle açıp içine harcımızdan koyarak yuvarlak ya da yarımay seklinde poğaçalarımızı yapalım. Üstlerine yumurta sarısı sürüp önceden ısıttığımız fırında 170 derecede 30 dakika pişirelim.

21 Haziran 2012 Perşembe

Sütlü İrmik Tatlısı

                                         
Miraç kandilinde bir programa gittim, çok sevdiğim bir arkadaşım getirmiş. Çok güzeldi. Hemen fotoğraf ve tarif aldım. 
Malzemeler: 1,5 su bardağı irmik, 100 gr tereyağı, 1 su bardağı süt, 1 su bardağı su, 1 su bardagi+2 çorba kaşığı seker, 1 paket vanilya, Fıstık ( arzuya göre )
Yapılış: İrmiğimizi margarin ile birlikte kavuralım ( ne kadar uzun kavurursanız o kadar lezzetli olur: bu helvayı yapan kişi 20 dakika kavurmuş). Aynı anda diğer ocak üzerinde süt ve 1 su bardağı şekeri karıştıralım ve kaynatalım. Kavrulan irmiğimize sıcak şekerli süt karışımı ilave edelim. Göz göz olup helva koyulaştığında ve suyunu çektiğinde ocağı kapatalım. Tencerenin üstüne bir havlu koyup kapağını kapatalım demlenmeye bırakalım. Yaklaşık yarım saat demlendirelim. 2 çorba kaşığı şekerimizide üstüne serpelim ve karıştıralım. Dilerseniz üzerini tarçınla süsleyebilirsiniz. 
f Noktalar: Fıstıklı yapacak olursanız, kavurma; işlemine nerede son vereceğinizi fıstıklar renk alınca anlıyorsunuz. Fıstıklar renk alınca yeterince kavrulmuş demektir. Sütlü Helvanın rengi beyaz oluyor. Az kavurduk diye düşünmeyin süt ilave edildikten sonra açık renk oluyor. Su ile yapılınca renk daha koyu oluyor.

20 Haziran 2012 Çarşamba

Mısır Ekmeği

                          
Güzel Karadeniz Bölgemizin mutfağından bir güzel ekmek. Balığın yanında tadına doyum olmaz. Tek başına aperatif olarakta yenilebilir. 
Malzemeler: 2 su bardağı mısır unu, 2 su bardağı su, Tuz, 1 yemek kaşığı sıvı yağ 
Yapılışı: Suyla mısır ununu yoğurun. İçine yeterince tuz koyun. Bir tepsinin tabanını sıvıyağımızla yağlayın ve yoğrulmuş hamuru tepsinin içine yayalım. Fırında üstü kızarıncaya kadar pişirelim

Maden Sulu Peynirli Börek

Tarifi üye olduğum bir mail grubuna gelen dosyadan almıştım. Denedim, çok güzel tuttu. 
Malzemeler: 5 adet yufka, 1 küçük margarin, 3 adet yumurta, 1,5 sise maden suyu, 250 gr. beyaz peynir, Maydanoz, dereotu, üzeri için çörekotu veya susam

Yapılışı: Geniş bir kaba yumurtamızı, erittiğimiz yağımızı koyup karıştıralım. Daha sonra 1,5 sise maden suyunuda ekleyelim. Diğer yandan peynirli içimizi hazırlayalım: Maydanozumuzu incecik kıyalım ve peynirimizle harmanlayalım. Fırın tepsimizi çok az yağla yağlayalım. Tepsimize yufkamızın birini kenarlardan sarkacak şekilde yayalım. Diğer yufkaları ikiye keselim. Yarım yufka karışıma batırıp tepsiye yayalım. Aralara peynirli içten koyalım. Diğer yufkalarıda harca batırıp tepsiye serelim. En üstünede harçtan sürdükten sonra çörekotu serpelim.170 derecede üzeri kızarana kadar pişirelim. Sıcakken keserek servis yapalım.

Pratik Makarna Salatası

Makarnanın tadınıda alayım diye az sebze ekledim. Siz isterseniz rende havuç ve başka sebzelerde ekleyebilirsiniz
Malzemeler: Yarım paket makarna, 2 kırmızı taze biber, yarım demet maydanoz, 2 çarliston biber, 1/2 demet maydanoz, 3 yemek kaşığı sıvı yağ.
Yapılış: Makarnayı tuzlu kaynar suda haşlayalım ve süzelim, 2 yemek kaşığı sıvı yağ ekleyelim ki yapışmasınlar. Maydanoz dışındaki malzemelerimizi ince ince doğrayalım ve 1 yemek kaşığı sıvı yağla teflon tavada beş dakika kadar ( çok kısa ) kavuralım. Bu şekilde sebzeler hafifçe oluyor, pismiş makarnanın yanına daha çok yakışıyor. Makarnamızı derin ve geniş bir kaba alalım. İncecik kıyılmış maydanozumuzu ve hafifçe kavurduğumuz sebzeyi ekleyelim. İsterseniz ince ince doğranmış salatalık turşusunuda ekleyebilirsiniz.

17 Haziran 2012 Pazar

Sebzeli Pirinç Salatası

Süper Bir salata benden söylemesi, Yapımı çok kolay hem de çok beğenilen bir salata. 

Malzemeler: 2 su bardağı pirinç, 1 cay bardağı bezelye, 5 adet salatalık turşusu, 3 dal taze soğan, 3 dal taze nane, 1/2 demet maydanoz, 1/2 demet dereotu, 1 cay bardağı haşlanmış mısır, 2 adet kırmızı taze biber, 1 cay bardağı sıvı yağ 

Öncelikle Pirincimizi yıkayıp ilik ve tuzlu suda 20 dakika kadar ıslattıktan sonra sıvı yağla hafifçe kavuralım daha sonra tuz ve su ilave ederek pişirelim ( kısacası pilav yapar gibi pişiriyoruz). Bezelye hariç bütün sebzelerimizi ve tursumuzu ince ince doğrayalım. Geniş bir salata kabına haşlanmış pirincimizi alalım, üzerine sebzeleri, bezelyelerimizi ve ekleyelim ve iyice karıştıralım. İsterseniz baharatta ekleyebilirsiniz.

15 Haziran 2012 Cuma

Akide Şekerinin Hikâyesi

                              
Akide şekerinin hikâyesi ta yeniçerilere kadar uzanıyor: Akide şekeri tarihe ismini Sultanların şekeri, Şekerlerin Sultani olarak yazdırmıştır. Bundan böyle yani 17. yüzyıldan beri Akide şekeri sevilerek yenmektedir. Hatta Osmanlı döneminde Şeker kelimesi "akide" kelimesiyle adlandırılmıştır. 

Akide şekerine ait iki hikâye vardır: Ulufe divanı günü Yeniçerilere üç aylıkları dağıtılır ve saray avlusunda bir yemek verilirmiş. Bu tören içinde yer alan 'akide merasimi' ise Kapıkulu askerlerinin aldıktan aylıktan hoşnut kaldıklarını gösteren basit fakat ilginç bir ara törenmiş. Osmanlı Kanunnamelerine göre, Ulufe Divanı'nın bu aşamasında, Sadrazam ile Divan-ı Hümayun üyeleri önce askerin yemeğini kontrol ederlermiş. Bundan sonra kendilerine Muhzır Ağa, Asesbaşı Ağa ya da Kul Kethüdası tarafından tabaklar içinde şekerler sunulurmuş. Bu, askerlerin bir şikâyetlerinin bulunmadığına ve artık ayaklanma olmayacağına işaretmiş. Bu tören iki tarafı da rahatlattığı için o şekere de 'akide' denmiş. Daha sonra da bağlılık anlamına gelen 'Akide Şekeri' adı verilmiş.

İkinci hikâye ise, Yeniçeriler ‘in kazanlarda kaynattığı akideyi padişaha sunmasını anlatıyor; Yeniçeriler, ne kadar farklı çeşitte kaynatırlarsa akideyi 'senden o kadar memnunuz' anlamına gelirmiş ve böylece karşılıklı bir memnuniyet akidi tamamlanırmış. Akide Osmanlı döneminden sonra klasik bir seker oldu. Ama halen birçok aile bayramlardaki şekerlerinin arasından akide şekerini eksik etmez. Hatta benim bir kaç çalışma arkadaşım masalarında ziyarete gelenler için sürekli akide şekeri bulundururlar. Akide şekerine çeşitli meyve aromaları, hatta baharat katkıları ( tarçın, nane vb.) yapılarak birçok versiyonu elde edilmektedir. Safranbolu ilçemizde lokum çeşidi kadar akide şekeride bulabilirsiniz. İstanbul’da ise tarihi yarımada Eminönü ilçesindeki şekercilerde Akidenin birçok çeşidini bulabilirsiniz.

13 Haziran 2012 Çarşamba

Sebzeli, Kıymalı Makarna


Makarnayı çok seven minikler için besleyiciliği arttırılmış bir makarna tarifi. 
Malzemeler:1 paket makarna (½ kg), 4 çorba kaşığı kıyma, 2 orta boy domates, 2 çarliston biber, 1 orta boy soğan, 1 su bardağı rendelenmiş havuç, 1 tatlı kaşığı tuz, 2 diş sarımsak, 1 kaşık sıvı yağ, 1/2 cay bardağı sıvı yağ. 
Yapılışı:  Tencereye 1 kaşık sıvı yağ, tuz ve su koyarak kaynatalım. Kaynayınca makarnamızı ilave edip iyice pişirelim. Diğer yandan ince ince doğradığımız biberimizi, sarımsağı, domatesi ve havucu küçük bir tavada sıvı yağla kavuralım. Kıymamızı ince ince doğradığımız soğanla başka bir tavada kavuralım.   Makarnamızı servis tabağına boşaltalım, üzerinde hazırladığımız sostan ve kıymadan koyalım. Sıcak servis yapalım.

Boza

Bir görüşe göre boza, bilinen en eski içki olan biranın ilk hali. Bir Anadolu içkisi olan üzüm şarabından daha eski bir geçmişe sahip. En eski yazılı kaynaklara sahip Mezopotamya (Sümer) ve Mısır uygarlıklarında üretilen birayla boza, hemen hemen aynıdır. 

Bira hammaddesi olarak kullanılan malt ekmeği, suyla ezilip bulamaç haline getirilir. Karışım mayalanmaya bırakılır. Böylece alkolle birlikte süt asiti de ortaya çıktığından, sözü edilen bira bozaya benzer.Türkiye’de genellikle darıdan yapılan boza, başka ülkelerde yapıldığı yerin başlıca ürününe göre mısır, arpa, çavdar, yulaf, buğday, kara buğday, arnavutdarısı, gernik gibi tahılların unu, bazen da pirinç ve ekmek, nadir olarak da kenevir unu ve karamuk mayalandırılarak yapılır. 

Kepeği alınmış darı unu kazanda kavrulup, yumruk veya tokmakla dövülerek suyla hamur haline getirilir. Belli bir kıvama ulaşan bu karışım elekten geçirilir. Eski boza veya hamur mayası ile mayalandırılarak serin yerde 3-7 gün dinlendirilir. Şeker veya pekmezle tatlandırılarak içilir. Ülkesine göre alkol oranı % 2-6 arasında değişir.

Boza, Mısır ve Kuzey Afrika sahilleriyle Akdenizli tüccar gemiciler aracılığıyla batıya, Hazar Denizi güneyinden doğuya, Asya içlerine ve Çin’e; İran ve Afganistan’a, Kafkaslar’dan kuzeye, Volga havzasına doğru geniş bir coğrafyaya yayılır. Balkan ülkelerinin hemen hepsinin “milli içki” olarak sahiplendiği bozanın Balkanlar’a gelişi ise, iki farklı öyküye dayandırılır. İlkinde, Orta Asya’dan kalkıp XI. Yüzyılda Karadeniz’in kuzeyinden Balkanlar’a kadar geniş bir bölgeyi ele geçiren Kıpçak Türklerinin, bozayı da kültürlerinin bir parçası olarak bölgeye taşıdığı savunulur. İkincisinde ise, horasanlı savaşçı dervişlerden Sarı Saltık yer alır.Horasan’dan gelip Anadolu’da Hacı Bektaş’a bağlanan Sarı Saltık, Rumeli’ye yerleşen ilk Müslüman Türk toplulukları da yönetmek üzere, 1263 yılında Babadağı’na, bugünkü Dobruca’ya gelir. Horasan’da öğrendiği bozacılığın bölgede yayılmasına da önayak olan Sarı Saltık, bozacı esnafının piri sayılır.

En şiddetli yasakların yaşandığı IV. Murad ve IV. Mehmed dönemlerinde İstanbul’da 300 dükkanda 1005 bozacı çalışırdı. “Sarhoşluk vermeyecek kadarı”nı içmek helal sayıldığından, meyhaneler, yüksek alkollü tatarbozası satan bozahanelere dönüşür ve bir laf türer: “Meyhaneciye sormuşlar şahidin kim diye, bozacı demiş.” İçki yasağı III. Selim döneminde de sürer.Bu dönemde bozahaneler artık iyice ayak takımının işgali altındadır. Okuryazar takımı, hanımlar, beyler ve aileler bozahanelerden elini eteğini çeker. “93 Harbi” olarak da anılan Osmanlı-Rus Savaşı (1876) nedeniyle Rumeli’den İstanbul’a yapılan yoğun göç, bozacılık tarihinde bir dönüm noktası olur. Savaştan hemen önce, Karadağ sınırındaki Prizzen kasabasından İstanbul’a gelen Arnavut genci Sadık, bir süre mahalle aralarında seyyar bozacılık yaptıktan sonra, kentin eğlence merkezi olan Direklerarası ve Şehzadebaşı’na yakın, Vefa semtinde bir küçük bozacı açar. Sadık Efendi, iki yenilik getirir bozacılığa: Birincisi, o dönemin en meşhur bozacısı, Taksim’deki Tevfik Efendi’den aldığı bozayı bir süre bekletip üzerinde biriken suyu döktükten sonra satar. Benzerlerinden daha saf, kıvamlı ve nefis hale gelen bu tadın şöhreti kısa sürede yayılır. İkincisi ve en önemlisi, o zamana kadar boza, ilkel yöntemlerle üretilip saklanırdı. Bunun için kullanılan ahşap fıçılar, bozayıda etkileyen kötü kokular yayardı. Prizrenli Sadık, bozayı kendisi yapmaya başladıktan sonra fıçı yerine mermer küpler kullanmaya başlar. Genç bozacı ayrıca dükkanını çeşit çeşit kepçeler, güzel bardaklar, şık tarçın ve leblebi kaplarıyla donatır, tadını iyice geliştirdiği bozanın orada içilmesini bir zevk haline getirir.

12 Haziran 2012 Salı

Cevizli Kek

Ortaokuldayken beslenme çantamızın vazgeçilmezindendi. Yanına bir çay alıp yeşillikler içindeki okulumuzun avlusunda beslenme yapmak her gün ayrı bir heyecandı.
Malzemeler: 3 yumurta, bir su bardağı sıvı yağ, bir su bardağı günlük süt, 3 su bardağı un, 1,5 su bardağı şeker, 1 paket kabartma tozu, 1 paket şekerli vanilin, 1 su bardağı kırılmış ve ufalanmış ceviz, 1 yemek kaşığı tereyağı yoksa margarin, 
Yapılış: Yumurtalarımızı derin bir kaba kıralım ve iyice çırpalım, şekerimizi, sütümüzü ve sıvı yağımızı ekleyelim ve biraz daha çırpalım. Karışıma unumuzu, kabartma tozumuzu, vanilinimizi ekleyip mikserle düşük ayarda karıştıralım. Karışımımıza en son cevizimizi ilave edelim. Kalıbımızı tereyağımızla yağlayalım ve bir iki kaşık un serpelim sonrada karışımımızı kalıbımıza boşaltalım. Önceden 10 dakika ısıttığımız fırınımızda 180 derecede 40 dakika pişirelim. Afiyet olsun.

Yumurta Akı

Bilmediğimiz ne kadar çok doğal yöntem var. Bunları ara sıra sizlerle paylaşacağım
Hiçbir zaman bunu kullanmak gerekmeyeceği düşünülür, ama gerektiğinde. Yumurta akı kullanılarak yanıklar basit ve etkin biçimde tedavi edilebilir. Bu yöntem itfaiyecilerin eğitimi sırasında ders olarak verilmiştir
Bir yanık meydana geldiğinde, kapsadığı alan ne olursa olsun ilk yardım, etkilenen alanı sıcaklık azalıncaya
Ve deri tabakalarını yakmayı bırakıncaya kadar soğuk suyun altına tutmak ve sonrasında bu bölgeye yumurta akı uygulamaktan oluşmaktadır.
Bir kimsenin elinin büyük bir kısmı kaynar su ile yandığında, duyduğu büyük acıya rağmen elini soğuk su musluğunun altına tutmuş ve sonrasında 2 yumurta kırmış, aklarını ayırmış ve çırpmış ve elini içine daldırmıştır.
Eli o denli yanmış durumdadır ki yumurta akı uygulanır uygulanmaz derisi kurumuş ve yumurta akı bir film tabakası oluşturmuştur. Daha sonra bu kişi yumurta akının doğal bir kollajen (bir tür albüminoid) olduğunu öğrenmiş ve en az bir saat boyunca eline tabaka üzerine tabaka gelecek şekilde yumurta akı uygulamıştır. Öğleden sonra hiçbir acı duymaz olmuştur. Ertesi sabah yanık bölgesinde nerdeyse belirsiz bir kırmızımsı leke kalmıştır.
Elinde sürekli ve feci görünüşlü bir yara izi kalacağını düşünürken 10 gün sonra geride hiçbir yanık izi kalmamış ve hatta deri eski normal rengine yeniden kavuşmuştur!
Yanan bölge yumurta akında mevcut ve aslında vitamin dolu bir plasenta (etene) olan kollajen sayesinde tamamen yenilenmiştir.
Kaynak: Alıntı

11 Haziran 2012 Pazartesi

Piyaz

Malzemeler: 2 su bardağı kuru fasulye, 2 adet soğan, 2 adet çarliston biber, 2 adet domates, 1 kırmızıbiber, 1/2 adet limon, 1/2 çay bardağı zeytinyağı, 1 yemek kaşığı sirke, sumak

Yapılış: Kuru fasulyeleri akşamdan ıslatalım, ertesi gün yıkayalım ve düdüklü tencerede haşlayalım. Daha sonra suyunu süzelim ve genişçe bir kaba koyalım. Bir kâsede limon suyunu, sirkeyi ve zeytinyağını karıştıralım, sonra bu karışımı fasulyelerimizle karıştıralım yarım saat kadar bekletelim ki iyice özleşsinler. Daha sonra soğanlarımızı nasıl isterseniz ister ince ince, isterseniz halka halka doğrayalım ve fasulye ile karıştıralım. Daha sonrada yeşil çarlistonlarımızı ve domatesleri doğrayalım ve piyazın etrafına dizelim. Kırmızı biberide küçük küçük doğrayalım ve piyazın ortasına serpiştirelim. Sumakla süsleyip servis yapalım.

10 Haziran 2012 Pazar

Beyaz Islak Kurabiye-Beyaz Browni Kurabiye

Kakaolu Islak Kurabiyeyi yazmıştım ( Kakaolu Islak Kurabiye)  Neden beyazını denemiyorum dedim. Sonuç yine süper. Yapılış kakaolu ıslak kurabiye ile birebir ayni, sadece içinde kakao yok. Bu haliyle vanilya kokusunu dahada yoğun alıyorsunuz. Bence ikiside birbirinden güzel.

Malzemeler; 1/ 2 paket margarin, 1 yumurta, Bir çay bardağı toz şeker, Bir çay bardağı sıvıyağ, Bir paket kabartma tozu, Bir paket vanilya, 3 su bardağı un
Şerbet Malzemeleri: 1,5 çay bardağı şeker, 1,5 çay bardağı su
Üzerine: Hindistan cevizi veya toz antepfıstığı
Yapılış: Önce şerbetimizi hazırlayalım; Şerbet malzemelerindeki şekerimizi ve suyumuzu karıştıralım ve karışımı ocağa alalım, kaynayana kadar ocakta dursun kaynamaya başladıktan sonra beş da daha ocakta dursun sonra ocaktan alalım ve soğumaya bırakalım. 
Diğer yandan kurabiyemizi yapmaya başlayalım. Geniş bir kâseye önce yumurtamızı kıralım ve iyice çırpalım sonrada diğer tüm malzemelerimizi ilave edelim ve iyice karıştıralım. Kurabiye hamuru kıvamına gelince ceviz büyüklüğünde parçalar alalım ve elimizde yuvarlayalım ve yağladığımız fırın tepsimize dizelim. Kurabiyelerimizi önceden ısıttığımız 180 derece fırında üzerleri çatlayana kadar pişirelim ( Yaklaşık 20-25 dakika). Kurabiyelerimiz sıcakken soğumuş şerbetimizin içine batırıp hemen çıkartalım ( 20 sn.), servis tabağına dizelim ve üzerini Hindistan cevizi ya da Antep fıstığı ile süsleyelim. Soğuyunca servis yapalım. Afiyet olsun

7 Haziran 2012 Perşembe

İçli Köfte

Haşlanmış içli köfte hem çok sağlıklı hem de leziz. Güneydoğu Anadolu’muzun muhteşem lezzetlerinden. Kurban bayramı evimizin vazgeçilmezlerinden

Malzemeler: 1,5 su bardağı aşurelik buğday ( yoksa 1 su bardağı irmik) 3 su bardağı çiğ köftelik bulgur, Yarım kilo yağlı dana kıyma, 4 orta boy soğan, 1 tatlı kaşığı kırmızı pul biber, 1 cay kaşığı karabiber, 1/2 demet maydanoz, 1 çorba kaşığı salca, 2 çorba kaşığı sıvı yağ, tuz
Yapılış: Soğanımızı ince ince doğrayalım ve 2 yemek kaşığı sıvıyağımızda iyice kavuralım. Soğanlar pembeleşince kıymamızıda ilave edelim ve iyice kavuralım, indirmeye yakın tuzumuzu, incecik doğranmış maydanozumuzu, karabiberimizi ekleyelim bunlarla da biraz kavurduktan sonra ateşten indirerek soğumaya bırakalım. Aşurelik buğdayımızı 1 gece suda ıslatalım. 1 gün sonra iyice yumuşayana kadar pişirelim. Bulgurumuzu iyice yıkayalım ve sıcak aşurelik buğdayla karıştıralım. Biraz bekleyelim özleşsinler, tuzda ekledikten sonra iyice yoğuralım. Daha sonra ceviz büyüklüğünde parçalar koparalım ve elimizle hafifçe acar gibi yapalım içine bir tatlı kaşığı kadar soğumaya bıraktığımız kıymalı harçtan koyalım ve kapatarak yuvarlayalım. Genişçe bir tencerede tuzlu su kaynatalım ve köftelerimizi bu suya atarak haşlayalım. Pişen köfteleri servis tabağına alalım. Üzerine Ayçiçek yağında kızdırılmış kırmızı pul biber gezdirerek servis yapalım

6 Haziran 2012 Çarşamba

Peynirli Poğaça

Üniversitedeyken sabah kahvaltımın vazgeçilmeziydi peynirli poğaça. Birde Sarıyer börekçisinde çayla yenilenin tadına doyum olmuyor. Hareketliliğinde verdiği özgürlükle, kilo alma korkusu olmadan sabah hemen bir poğaça cay ikilisine giderdik. Şimdide ayda bir kaç defa yanında early grey çayla peynirli poğaça muhteşem oluyor. 
Malzemeler: 1/2 cay bardağı sıvı yağ, 125 gr margarin, 3,5 su bardağı un, 1 su bardağı yoğurt, 1 yumurta, 1 cay kaşığı mahlep
İç Harç Malzemeleri: 250 gram beyaz peynir, 1/2 demet maydanoz, 
Üzerine: 1 yumurta sarisi ve çörekotu
Yapılış: Peynirimizi derin bir kapta iyice ezelim. Üzerine kıyılmış maydanozuda ekleyip iyice karıştırarak iç harcı hazırlayalım. Hamur için olan malzemelerden un hariç olan tüm malzemeleri derin bir kaseye koyalım ve iyice karıştıralım. Daha sonrada unu yavaş yavaş ekleyerek kulak memesi yumuşaklığında bir hamur elde edelim. Hamurumuzdan küçük parçalar koparıp, unlanmış düz bir zemin üzerinde yuvarlayalım ve çay tabağı büyüklüğünde açıp, içlerine 1 çorba kaşığı harç yerleştirerek ortadan ikiye kapatalım veya isterseniz rulo gibi isterseniz yuvarlak kapatabilirsiniz (resimde olduğu gibi). Kenarlarını iyice bastıralım açılmasın, üzerlerine yumurta sarisi sürelim. Çörekotumuzuda serpip, önceden ısıtılmış 180 derece fırında üzerleri kızarana dek pişirelim.

Bal Kabağından Kap

Aslında her şey doğa dan esinlenmiyor mu? Kusursuz olan bir tek Allah in bize verdikleri. Mesela 1 tek elmayı insanoğlu yapamıyor. Tasarım olarakta kusursuzlar. Aklıma bloğuma böyle bir sayfa eklemek geldi. Doğadan esinlenen o kadar tasarım varki. Bu sayfam epey kabarık olacak.

5 Haziran 2012 Salı

Fırında Kaşarlı Simit

Çay için hem lezzetli, hem de sunumu çok hoş bir aperatif. Üstelik has be has Türk menşeli. Simit’in biraz süslenmiş hali. Kahvaltıya gelenler bayıldı. 
Malzemeler: 2 simit ( ben iki kişilik hazırladım) , 1 su bardağı rendelenmiş kaşar, elma dilim doğranmış 2 orta boy domates, 2 çarliston, kuru nane. Üzerine isterseniz karabiber.
Yapılış: Simit’imizi elimizle ufak parçalara ayıralım ve çok hafif yağlanmış fırın tepsimize dizelim. Simitlerin üzerine kaşarımızı bolca serpelim, kaşarın üstünede karabiber serpelim. Yanınada üzerlerine 1 cay kaşığı zeytinyağı damlatılmış ve kuru nane serpilmiş elma dilim domatesi dizelim. Fırında kaşarlar eriyene ve hafifçe pembeleşene kadar kızartalım. Yanında közlenmiş yeşilbiber ve cay ile servis yapalım.


4 Haziran 2012 Pazartesi

Susamlı Kurabiye


Kuzenim öğleden sonra yeğenime bakmamı rica edince, onu bos karşılamak olmazdı. Annesi tatlıyı bu ara yasakladığı için tuzlu kurabiye yaptım. Dr. Qetker hamur kabartma tozundan aldığım tarif çok iyi tuttu.
Malzemeler: 1/2 cay bardağı sirke, 1 yumurta, 250 gr oda sıcaklığında margarin, 1 tatlı kaşığı toz seker, 1 tatlı kaşığı tuz, 3,5-4 su bardağı elenmiş un, 1 paket kabartma tozu, süslemek için susam ve çörek otu.
Yapılış: Yumurtamızın akını bir kenara ayıralım, bu ve susam dışındaki tüm malzemeyi karıştırarak yumuşak bir hamur olana kadar yoğuralım. 0,5 cm kalınlığında açarak değişik şekillerde keselim ( bende yıldızlı kalıp vardı onunla kestim çok güzel oldu). Kurabiyelerimizi önce yumurta akına sonrada susama batıralım. Ben her birine biraz çörekotu ve susam serptim. 180 derecede önceden ısıttığımız fırında 15-20 dakika pişirelim. 


3 Haziran 2012 Pazar

Süslü Yumurta

3 yumurtayı 2 kaşık unla bir güzel çırptıktan sonra, tavada iyice kızdırılmış 2 yemek kaşığı yağın üzerine dökeceğiz. Uzerinide corekotu ile süsleyecegiz. Pişerken hic karıştırmaya gerek yok.

2 Haziran 2012 Cumartesi

Kabak Kavurması

Kabağın sulu yemeğini küçüklüğümden beri yiyemiyorum, sanırım annem küçükken çok baskı yaptı ondan. Bir psikolog gibi konuştum sanki :) Kavurmayı denedim çok güzel oldu. Hatta bu hafta evimde misafir Özbek arkadaşım bayıldı. Tarif bile aldı. İsterseniz yoğurtlamayabilirsinizde öylede çok güzel oluyor. Buyurun Tarif:
Malzemeler: 1 kg kabak, 2 orta boy soğan, 2 yemek kaşığı salça veya 2 rendelenmiş domates, 1/2 cay bardağı sıvı yağ, üzerine kekik veya kıyılmış maydanoz ben evde maydanoz olmadığı için kekik tercih ettim, karabiber, tuz, 1 tatlı kaşığı toz seker. 
Yapılış: Kabaklarımızın kabuklarını soyalım ve iyice yıkadıktan sonra orta kalınlıkta halka halka doğrayalım. Teflon tenceremizde ince ince doğradığımız soğanları pembeleştirelim. Üzerine kabaklarımızı, salça veya domateslerimizi, şekerimizi ve yarım su bardağı su ekleyip suyunu çekene kadar pişirelim. Üzerini kekik veya maydanozla süsleyerek servis yapalım.